MacOSX Deneyimlerim

Şimdiye kadar Maclerden özenle uzak kalmış biri olarak(sevmiyorum seni Apple!) geçenlerde ister istemez Mac kullanmak zorunda kaldım. Bir adet Intel G5 üzerinden MacOSX kullanmış oldum ve kesinlikle alışılmışın dışında bir tecrübe oldu benim için. O sistemi halen kullanıyorum hatta. Bir hafta kadar önce, iş için bana ayrılmış bilgisayarın bir Mac olduğunu ve benim MacOSX ile hiç aram olmadığını düşününce, biraz araştırma yapmam gerekti.

Öncelikle, bir MacOSX ancak ve ancak Mac ile kullanılmalıdır! Intel işlemcisi var diye PCye MacOSX, Mac’e Windows falan kurma acayiplikleri işletim sisteminin tasarımını berbat etmenin alemi yok. Mac’lerin nettop adı verilen Monitör + Kasa birleşik tasarımına bayıldığımı da ekleyeyim. Mac’in klavyesi, tasarımı, renk seçimi, Mighty Mouse’u -ayrıca değineceğim- her şeyi MacOSX ile uyumlu bir tasarım yaratma amacında. Bir MacOSX en güzel deneyimi ancak Mac ile yaşatır.

Gelelim donanımsal bazı farklılıklara. Öncelikle Mighty Mouse denen fareden bahsedeyim. Mighty Mouse aslında tuşsuz bir mouse, ya da tek tuşlu diyebiliriz. Ancak dokunuşlara oldukça hassas olan bu alet parmağınızı nereye koyduğunuza  göre sağ mı sol mu tıkladığınızı belirliyor. Buna alışana kadar gün yüzü görmemiş küfürler edebilirsiniz.  Mouseun ortasındaki kısım(trackpad mi deniyordu bunlara?) her yöne dönebiliyor, ayrıca eğer basmayı becerebilirseniz kendisi üçüncü bir tuş yerine de  geçiyor. Klavyenin de benzer şekilde, WinKey’den arındırılmış, Insert tuşu yerine “yardım et” tuşu olan, CTRL’nin Alt’ın bir acayipleştiği, 16 tane fonksiyon tuşunun olduğu bir klavye olduğunu söylemeliyim. Yani alışana kadar maymun olacaksınız arkadaş. Ayrıca tüm bu süper tasarımlı aletlerin bir G9, bir G15’inizle boy ölçüşemeyeceğini bilin, iş sınıfı şeyler hepsi. Tasarımdaki ufak ayrıntılar çok hoş, mesela ön paneldeki, bilgisayar boot ederken yanıp sönen ışık, normalde aslında hiç yokmuş gibi görünüyor, kameranın-her modelde var mıdır bilemiyorum- yerleşimi de çok iyi düşünülmüş.

Mac, işlev olarak pek bir şey vaat etmeyen bir bilgisayar olduğundan, CD sürücüden CD almak bile bu alette alışılmışın dışında olabiliyor, şöyle ki, donanımsal bir tuş olmayabiliyor mesela. CDye sağ tıklayıp “Çıkar” demezseniz çıkmamakta direniyor. Tüm portların monitörün(yani kasanın) üzerinde yan yana durduğunu, bu görüntünün de oldukça sevimli olduğunu söylemeliyim. O güç tuşuna basarken bile şık bir cihaz kullandığınızı biliyorsunuz. Ha tabii sonra o şık cihazın güç tuşunun yanında reboot tuşu olmadığı geliyor aklınıza, canınız sıkılıyor.

Her neyse, konu MacOSX, Mac’in donanım muhabbetini burada kesmek istiyorum. Alışılamayacak zorlukta değil zaten. MacOSX’i ilk açtığımda o hafifçe dönen “yükleme ekranı”, ve hemen ardından sorgusuzca masaüstüne şutlanmanız, bana a) bu sistemin kullanıcı dostu olduğunu b) benim kullanıcı dostu işletim sistemlerini sevmediğimi farkettirdi. Kubuntu’mu açarken çıkan o güzel açılış çıktılarını burada göremiyorum. Eğer WinVista kullandıysanız, yeşili gri yapın, MacOSX’in açılışı öyle işte.

MacOSX kullanırken beni en çok etkileyen, sistemin aşırı derecede “sağlam” , tek parça halinde duruyor oluşuydu. Tabii kaputun altında durum pek öyle sayılmaz ama verdiği his bu yönde. Her uygulama birbiriyle az çok ilintili ve hepsi çok çok çok görsel. Mesela GNU/Linux’ta da kullandığım VirtualBox, burada sanki başka bir yazılımmışcasına güzel görünüyor. Sisteme kurduğunuz her yazılımda aynı hissi alıyorsunuz. Bu tabii çok şımartıcı. KDE’de olmayan, GNOME kullanıcılarının aşina oldukları sol taraftaki birbirinden bağımsız ikonlar Mac’de de var, oradan Bluetooth’u, AirPort(a.k.a Kablosuz)’u, IM istemcinizi falan ayarlayabiliyorsunuz. Bu tabii ki çok şık, biri KDE geliştiricilerine bunu anlatsa iyi olur!

Arabirimde çok etkileyici ve şuan KDE4’a da uyguladığım şeylerden biri, dock. Linux üzerinde bütün dockları(Cairo,Kiba,Avant..) denemiş olmama rağmen hiç dock kullanmamış ve bunun gerekliliğini anlamamıştım. Bir kaç doz MacOSX seansından sonra şimdi AWN kullanıyorum ve eski görev yöneticim çokdan çöpü boyladı bile. (“Kubuntu Masaüstlerim” yazımda yeni halini görebilirsiniz) İkinci bir güzellikse dashboard. Plasma’nın da bir dashboardı var fakat oldukça saçma bir şekilde, buraya eklediğiniz widgetler siz dashboardı kapatınca da desktopta bir yer ediniveriyorlar! O zaman dashboardın bir anlamı olmuyor tabii. Laf aramızda, bunu MacOSX-imsi yapan bir hack var, türkçeleştirip yayınlamayı düşünüyorum, anahtar kelime: aseigo’nun blogu.  Hackleseniz bile, yine de MacOSX’in dashboardı daha görsel.

Benim çok beğendiğim, KDE3.5’de yapılabilen ama 4’e nedense adam gibi port edilemeyen-hackleri varmış galiba, bilemiyorum- bir güzellik de global menü. Bunu en kolay şöyle açıklayabilirim: GNOME’da bildiğiniz üzere 2 panel vardır, üst ve alt. MacOSX’de de varsayılan 2 paneldir. Alt panel docktur, açılan uygulamalar ve uygulama kısayolları bulunur. Üst panelde kontrol ikonları, menü kısayolları ve kocaman bir global menü alanı vardır. O alanda, bizlerin her uygulamada ayrı ayrı görmek zorunda kaldığı “Dosya Düzen Görünüm Geçmiş Yer İmleri..” şeklinde giden liste mevcuttur, o panel zaten ince olduğundan fazla yer de kaplamaz, sizi de yer israfından kurtarır, oldukça da şıktır. Hangi uygulamaya tıklarsanız, aktif uygulamanın menülerini gösterir. Halen “anlamadım ben” diyorsanız bir kaç MacOSX ekran görüntüsüne bakın, olayı kavrarsınız.

Madem tasarımdan girdik, oradan devam edelim, zaten en çok bir fikir edinebildiğim kısmı o oldu. MacOSX compositing efektleri konusunda sınıfta kalıyor. Tabii rakibi Windows kadar başarılı diyebiliriz ama bir Compiz Fusion, hatta bir KWin bulamayacaksınız.  Belki üçüncü parti uygulamalarla oluyordur. Ben dockun zıplaması-Kiba’nın fizik hesaplamaları yanında çocuk oyuncağı gibi- ve Cover/Pencere minimize etme efektleri dışında dişe dokunur bir efekt  göremedim. MacOSX’in varsayılan tasarımı, 3 OS arasında en görseli diyebilirim, bu haliyle hem KDE4’ün varsayılanından hem GNOME hem de WinVista’dan daha şık. Fakat elbette ki GNU/Linux’taki kadar kişiselleştirilebilir değil, masaüstü yöneticisi sabit, erişiminiz oldukça kısıtlı böyle şeylere. Yani istediğini elde etmeye alışkın Linux kullanıcıları rahatsız olabilirler, Windows kullananlar için pek bir fark olmayacak.

Tamam, tasarım konusu bu kadar. MacOSX’in en önemli ve en ilham verici kısmı bu olduğu için böyle detaylı tuttum. MacOSX’in uygulama desteği de hiç fena değil, özgür yazılımların bir çoğu port edilmiş. Bunlara örnek olarak halen kullanmakta olduğum Eclipse,GIMP(Photoshop varken acayip olabiliyor tabii GIMPte inat etmek), XAMPP, VirtualBox ve daha bir çoğu var. Sıklıkla tanıdık uygulamalara denk geleceksiniz. Windows’taki uygulama çöplüğü tabii ki mevcut değil. Yalnız bu sistemde doğru düzgün bir paket yöneticisi olmaması can sıkıcı. “sudo apt-get install” a alışmış ellerim burada indir,kur,bekle,next,next,i agree yapmaktan rahatsızlık duydu. MacOSX uygulamalarının hoş bir yanıysa, tek parça olabilmeleri. Mesela bir IRC istemcisi indirdiniz, içinden sadece tek bir dosya çıkıyor, onu Applications klasörüne kopyalayıp oradan tıklamayla açıyorsunuz, tüm uygulama sanki o tek dosyaymış gibi oluyor.

Dosya yönetimi mevzusu biraz rahatsız etti beni, ayarı her neredeyse bilemiyorum ama, bir dosyayı doğrudan silmek için gereken o “çok özel” kısayolu bilmediğimden her seferinde o verinin önce çöp kutusuna gitmesinden bıktım artık. Bir context menüye adam gibi “Sadece Sil” fonksiyonu eklenemez miydi?

Kısayollar ve işlevsellik konusu sıkıntılı. Kullanma süreniz arttıkça alışılıyordur elbette ama ben burada halen süreç yöneticimi açamıyorum! Ya da terminale tek tuşla ulaşamıyorum. Yakuake benzeri uygulamalar olduğunu duymuş olsam da, paket yöneticisi olmadığından bir başka next,next,i agree yapmamak için aramak da istemiyorum aslında. Bu tür kısayollar arasında evrensel sayılabilecek olan CTRL + C bile ALT + C idi ben kullanırken. Ya da epostalardaki [at] işaretini yapmak için parmaklarınızın farklı bir şekil alması gerekiyordu, bu tip sorunlar var. Marijinal olacağım diye bilinen her kısayolu değiştirip can sıkmanın alemi yok, değil mi Apple? Konuyla ilgili ufak bir not olarak, ttyX konsolların olmadığı işletim sistemi gerçek olamaz, olmamalı.

Fonksiyon tuşlarının 16ya çıkması MacOSX de daha kolay “şımarma” imkanı tanımış. Yanlış anımsamıyorsam, F12 ile dashboarda hemen çıkabiliyor, tek bir fonksiyon tuşuna dokunarak tüm pencereleri önünüzde listeleyebiliyor, ya da hepsinin kenara kayıp masaüstüne dönmeyi yine tek fonksiyon tuşuyla yapabiliyorsunuz.  Bu çok şık, afilli bir şey, hem de daha rahat bir çalışma alanı sunuyor. İşin sürücü tanıma kısmına pek giremedim, MacOSX zaten Mac donanımıyla gelince tanıması gereken 2 şey kalmıştı, kulaklık ve flash belleğim. Eh bu ikisi işletim sistemlerinin en kolay tanıdıkları şeylerdir zaten.

Bunların dışında çok büyük farklılıklarla karşılaşmadım, arabirimi kendine has olan tek şeyiydi. Gerisi hem GNU/Linux’tan “esinlenmiş”, hem de WinVista tarafından oldukça “esinlenilmiş” şeyler, eğer bu ikisini kullandıysanız MacOSX size müthiş yenilikler getirmeyecek.  Sistemin dosya ağacı bile Linux’tan tanıdığınız /usr gibi klasörler mevcut, tabanı benzediğinden. Uygulamaların ikilik dosyaları ya da duruma göre kısayolları-MacOSX kısayol işine pek de sıcak bakmıyormuş gibi geldi bana- Applications klasöründe mevcut.

Performans ve stabilite aslında çok önemli mevzular olmasına rağmen bu konuda henüz çok bir şey söyleyemiyorum, MacOSX’lerin etkileyici tasarımlarının altında güçsüz bir altyapı yattığını hepimiz duyuyoruz ama birinci elden test etme fırsatım olmadı. Macler genelde dünyanın parasını verip, 3 liralık teknolojiye 5 lira ödettirdiğinden sistemler zaten iyi, haliyle hızlı da çalışıyor. Aynı sistemde bir GNU/Linux falan uçardı herhalde. Ara ara CPU saçmasapan tavan yapıyor, onu saymazsak sistem bir şekilde kendine yol buluyor. Yalnız RAMden çok yediğini söyleyebilirim, ne yaparsam yapayım hep bir şekilde Swap kullanma inadını sürdürdü kendisi. Sistem çok stabil gelmedi bana, bazen saçmasapan hatalar ya da yanlışlıkla Finder’ı bozmanız, uygulamaların adam gibi listelenmeyişi gibi şeyler olabiliyor, bunlar sanırım ortalama bir süre için zaman ayırdığınızda çözülmeyecek şeyler değillerdir, bunların dışında da ciddi bir eksiklik görmedim ben. Tabii bunu şimdi söylemem bir hafta sonra sistemin açılmaması gibi bir şeyle karşılaşmayacağım anlamına da gelmez,  çünkü oldukça yeni bir kullanıcıyım.

Benim için, özetle MacOSX, arabirimi ve görselliğiyle hayranlık uyandırıcı ve ilham verici, öyle ki daha önceden bu tasarıma alışmayanlar, docku, panelleri, dashboardı kullandıkça çok sevecekler. Renk kullanımı ve teması da en iyi varsayılan OS olmasını sağlıyor görsellik açısından, fakat iş kişiselleştirme olunca GNU/Linux çok daha önplanda, çünkü ne kadar uğraşırsanız uğraşın, MacOSX’de bir şey olmayınca olmuyor. Sizin müdahale etme opsiyonunuz da kısıtlı. Görsellik dışında bu sisteme özel ekstra artı olarak söylenebilecek çok fazla şey yok, Mac’lerin oldukça şık olduğu ve kalite hissi uyandırdığını zaten söylemiştim. Sonuç olarak genel kullanımda, Windows’tan bir kaç gömlek üstün görünüyor, bir GNU/Linux olamayacağı ise çok açık, elbette Apple’da bu “kullanıcı dostu” yüzünü korumak istiyor ve bir GNU/Linux olma yolunda değil.

Eğer unuttuğum, görmediğim başka güzel ve mümkünse diğer OSlarda fazla alışılmadık(Time Machine falan iyi hoş da biliyoruz onları) özellikler varsa, yorum atın.

4 yorum yapılmış

  1. Selam,

    Halen GNU/Linux, MacOSX ve Windows XP kullanıyorum. “Yanıltıcı” bence hoş olmayan bir tabir zirâ insanları yanıltmaktan nasıl bir çıkarım olabilir ki? Bu MacOSX üzerine sadece eleştirme ya da yerme amaçlı bir yazı değil, zaten ne kadar ilham verici uygulamaları ve tasarımı olduğunu yazmıştım. Kısayol gibi yazının içinde nispeten ufak yer tutan ayrıntılara Mac kullanıcılarının bu kadar takmasını garip buluyorum :)
    Bunun yanı sıra kısayollar hakkındaki deneyimim halen sabit ve gerek klavye dizilimi olsun, gerek kısayolların kullanımı ve yer değiştirmeleri olsun(Kes işleminin, Sil işleminin diğer hiç bir OSta olmayan kısayollara varsayılan atanması anlamsız, kimse Apple’ın dilini öğrenmek zorunda olmamalı) kullanımı halen gereksiz derecede yorucu. Diğer alternatiflerin(Windows ve Linux) dışına çıkma arayışını anlarım ama bunu kısayollarla yapmak çok yersiz. Şuan hemen her Windows XP kullanıcısı elinin altındaki GNU/Linux GUIsinde istediği işlemi aynı kısayollar ve parmak hareketleriyle yapabilir, bu standartlaşmış bir şey ve MacOSX’in de bunu kullanması yadırganması değil yapılması gereken şey. Menülere ulaşım derken context menüleri kastediyorsan, onların içinde halen Sil, Kes gibi aparatların barınmaması çok garip ve öğrenme eğrisini yükselten şeyler bunlar. OS’a özel değişiklikler elbette olur ancak önemli olan bir getirisi olması. CTRL+C’yi ALT+C yapmak bana o kısayol için ciddi anlamda bir kazanç sağlıyorsa mantıklı ancak değilse, o zaman beni boşa uğraştırıyordur.

    Eh o yazıdan kısayollara ve menülere takıldıysan sadece bu yazdıklarımın en az “yarısı” değil sadece iki kısa paragrafa katılmadığın anlamına geliyor bence. Sorun çözümlerini yazsaydım-ki MacOS ve MS Windows gibi kutudan çıktığı gibi tak çalıştır ayarında giden OSların böyle “sorunları” olmamalı aslında- bu bir HOWTO yazısı olurdu. Eleştirdiğim konularda MacOSX’e yaptığımın acımasızlık değil haklı eleştiri olduğunu düşünüyorum, onu da belirteyim.

    Eleştirdiğin için teşekkürler, dikkate aldım :)

  2. Merhaba, rastgele web te gezinirken yazınla karşılaştım ve gerçekten hayretler içerisinde okudum. Eğer hala Mac os kullanıyorsan bu deneyimlerinin geçersiz olmasını beklerim. Orta düzey (T7300 2GHZ -4GB DDR-250GB 7200RPM-HD2400XT) 20″ imac kullanıcısı olarak yazdıklarının en az yarısını yanıltıcı bulduğumu belirtmeliyim. Mesela en basiti kısayollar ve menülere ulaşımda başta tabi ki zorluk çekebilirsin belki ama o kadar çok yolu var ki bu zorlukları aşmanın, sorunları yazıp çözümlerini yazmaman tam da bu yüzden bu deneyim yazını yetersiz kılmış. Teşekkürler.

  3. Heyecanlanma bu kadar duyan olur gerçek sanar :) Tüm bilgilerimizi ele geçirirken kendi yorumunu onaylamayı unutmuşsun ayrıca, hekır abi, eheh. Kim olduğunu hiç merak etmedim, WordPress’in korumasını geçemediği için mızmızlanan bir başka lamersın. Ben de sana bayılmıyorum vallahi. Yapamadığım şeyleri yaptım diye yazacak kadar yalancı olmadığımı biliyorum ama, küstahlık, o ayrı.

    Kim olduğunu şayet merak etseydim, tahmin yürütebilirdim: 78.172.83.175 – WindowsXP üzerinde Internet Explorer 7.0 – Türkiye. Mozilla/4.0 (compatible; MSIE 7.0; Windows NT 5.1) Bloguma evrimteorisi.org adresinden ulaşmışsın. İnanç,Kişisel,Internet,Linux,Ateizm etiketlerini gezmişsin. Belli ki Linux etiketinden pek bir halt anlamamışsın, orada hiç bir şey okumamışsın. Buradan senin bir bok bilmeyen anca konuşan bir ergen olduğunu çıkarabiliriz. Doğru iz üzerinde miyim? Ehehehe. Çok eğlenceli lan. Bir dahaki sefere Firefox ve GNU/Linux üzerinde görmek isteriz seni. Bir de browserına söyle kimlik bilgilerini herkese yaymasın. Son hitin 01/08/2009 01:41:25 zamanında olmuş, yatma saatini de çok aşmışsın.

    Bunlar da ARIN kayıtların: Turkey Istanbul Tt Adsl-huwaei Ttnet Dynamic_aci – http://whois.domaintools.com/78.172.83.175
    Dedektifçilik oynadık bak gece gece. Çok da komik oldu. TTNET kullanıp proxy bilmeyen hekırlar var, ne günlere kaldı IT dünyası.

    Yalnız imza çok afilli, ben de uydurayım böyle bir şey. “bu alemde artist sensen yönetmen benim!” yok be, bu çok MSNden çarpma oldu. Sen iyi şaire benziyorsun, uydur bir şeyler de onu kullanalım bari.

    İlerideki l4m3r s4n4l h4y4T1n (vuuv, çok renkli oldu) için bir tavsiye: üç nokta koymak hiç karizmatik değil. ünlem falan dene, tarzını yarat. Bundan sonraki gönderdiğin yorumlar onaylanmayacak.

  4. alanını ve görüşlerini hiç beğenmedim çok saygısız ve küstahsın bu yüzden sitenin tüm bilgilerini ele geçirdim senin gibilerin bu memlekette barınması bile lütuftur..bakalım kendini koruyacak kadar bilgisayar bilgin varmı….kim olduğumu merak etmiş olabilirsin hemen söyleyeyim….

    var mı beni içinizde tanıyan
    yaşanmadan çözülmeyen sır benim
    kalmasada şöhretimi duymayan
    kimliğimi tarif etmek zor benim…

    kimsesizim hısmımda yok hasmımda
    görünmezim cismimde yok resmimde
    dil üzmezim tek hece var ismimde
    barınağım sanal alemdir benim…

Yorum Yazın