Animeler: Angel Beats, HotD, Chobits

Angel Beats

Bu yaz çok anime izleyecektim ben sözde, işin gerçeği 13 bölümlük Angel Beats’i yeni bitirdim, Highschool of the Dead ise geleceği pek belli olmayan bir bekleme sürecine girdi şuan, yeni bölüm çıkıp çıkmayacağı bile belli değil. Bir de Chobits bitirdim, ondan da ayrıca bahsetmek istiyorum. Ama bu ilk ikisini arka arkaya izleyince kafamda iyi Anime nedir, ya da ben neyi seviyorum, şekillendirmiş oldum. Bu arada animelerle ilgileniyorsanız MyAnimeList servisine mutlaka göz atmanız lazım, uğrarsanız bana anime tavsiye etmeyi unutmayın.

İkisinin hikayesine de bir özet geçersem, Angel Beats, yeni ölmüş gençlerin gittiği bir tür Araf diyebileceğim bir yerde, ölümü kabullenemeyip tanrıya ve meleğe savaş açmalarını konu alıyor. Böyle anlatınca çok ciddi bir mevzuymuş gibi gelebilir ama aslında Angel Beats oldukça komik, hızlı ve eğlenceli bir anime, 13 bölümün nasıl geçtiğini anlayamıyorsunuz bile. Konu aslında savaşı değil ölümün etrafında şekilleniyor. Highschool of the Dead, bildiğimiz Holywood tarzı zombi filmlerine benziyor, Dünya zombi kıyametini yaşıyor, bir grup öğrenci de bu karmaşadan çıkıp ailelerini bulmaya çalışıyorlar. Bu iki anime arasındaki her şey farklı aslında. HotD ağırlıklı olarak aksiyon, aksiyon, aksiyon, parçalanmış zombi cesetleri, fan service, daha fazla aksiyon, zombi cesetleri.. şeklinde giden bir anime, öyle ki tüm iyi çizime rağmen, karakter ve olay vasatlığından dolayı (bir zombi animesinde aklınıza gelebilecek her klişe var) zevk için bile ancak izlenebilecek bir yapım. Bunun tam aksine Angel Beats, aksiyon sahnelerine çok önem verilmeyen, ancak 13 bölüm için oldukça detaylı karakterlere ve olay örgüsüne, hikayede birden fazla sayıda twiste sahip ve bırakın fan service ağırlıklı olmayı, seride aşk adına görebileceğiniz en ufak detaylar bile hikayenin “bir kısmı” aslında. Yüzeysel bir tarifle HotD tek gecelik ilişkiyse Angel Beats yıllar süren dostluktur diyebilirim. (Konularına da uymuyor değil)

Highschool of the Dead daha çok çerezlik bir yapım. Hikaye ve karakter açısından bir şey sunmuyor ama aksiyon sahneleri başarılı diyebilirim. Aklıma gelen en iyi kombinasyon Serial Experiments tarzı nispeten kafa kızartıcı bir yapımla kombine olarak izlenmesi. Bir bölümün yorgunluğunu diğer bölümde HotD izleyerek atabilirsiniz böylece. HotD tabii ki bir gereksinim olarak bir sürü hatuna sahip ve yine şaşırtıcı olmayan şekilde çekirdek ekipte 2,  bu hatunlarla ilgilenebilecek 1 erkek karakter var. Takashi grubun lideri, ilk bölümlerdeki karşılıksız aşkıyla ilginizi bir süre çekebilecek ancak daha sonraları bir önemi olmayacak yapay bir karakter. Animenin en ilgi çekici karakteri Kouta, bir “silah nerdi” diyebilirim, hemen her silah konusundaki ayrıntıları çok iyi bilen ancak insan içinde nasıl davranacağını hiç bilmeyen sevimli esprili bir karakter. Anime henüz bir sona bağlanmadı ve bağlanıp bağlanmayacağı belirsiz, şu durumda izlemeniz için çok mantıklı bir sebep  de öneremiyor ve bu bahsi kapatıyorum.

Angel Beats ‘in her karakterinin kendince belirgin özellikleri var, Yurippe bir lider, Yuzuru bu dünyaya henüz gelmiş ve önceki hayatıyla beni etkilemiş -gerçekten o bölümü izledikten sonra oturup bir gün bu hale gelip gelmeyeceğimi sorguladım diyebilirim- bir karakter, Bunun dışında tamamen mekanik davranan ve amacı herkesin kaybolması olan, ancak görünümü ve hareketleriyle kendine aşık eden Angel var, Grubun ineği Ooyama, delisi T.K, müzik grubu olan GirlsDeMo, tamamen ayrı bir konu olan Yui gibi daha pek çok ilginç karakter mevcut ve hepsinin olmasa da önemli kısmının ilk hayatlarını, pişmanlıklarını izleyebiliyoruz. Bu kadar farklı ve ilginç karakterden oluşan bir ekip tabii ki çok esprili ve hemen her bölümde güleceğiniz pek çok olay görüyorsunuz. Tabii ki hikaye tamamen gülünç şeylerden ibaret değil, aslında çok anlamlı ve hüzünlü bir hikayesi var animenin. Ayrıntılara girerek sürprizleri berbat etmek istemiyorum ama bu animeyi 13 bölüm izleyip de “hiç bir şey anlamadım, bana hitap etmedi” diyecek bir insan tanımıyorum, kendi adıma C-3PO kadar bile duygusal bir adam olmayışıma rağmen verilmek istenen duyguyu çok güzel anladım. Sonuna kadar sürprizlerle giden ve aslında spoiler vermek istemediğim için ağzımı açamadığım çok başarılı bir yapım, mutlaka izlenmesi lazım. Ölüm ve Hayat üzerine, Dostluk ve Düşmanlık üzerine ve biraz da Aşk üzerine şeyler var bu animede.  Beni üzen tek şey animenin çabuk bitmesi ve bu çabuk bitiş için bazı karakterlerin arka planını öğrenememiş olmam oldu, yine de Ekim ayında özel bir bölümü çıkacağını hatırlayıp sevinebilirim. Çizim tekniğini oldukça sevdiğimi, hatun karakterlerin sırf ilgi çekmek için aşırı güzel çizilmediklerini, Yurippe’nin tam bir Haruhi benzeri oluşunu ve son olarak da animenin müziklerinin çok güzel olduğunu da son olarak söylemiş olayım. Bu yazıyı Brave Song’u (Anime OST’si) dinleyerek yazıyorum ve bir kez daha iyi ki izlemişim diyorum.

Bahsetmek istediğim son anime de Chobits, aslında bundan bahsetmişim gibi hatırlıyordum ama öyle değilmiş. Chobits, okula devam etmek için büyük şehire taşınan bir taşralı gencin öyküsü,Chobits dünyası teknoloji olarak bizimkinden çok çok farklı değil ama burada bilgisayarlar yerine insanlar Persocon denen robotlar kullanıyorlar. Boyutları ve fonksiyonları değişen bu persoconların yanında bir de efsane olarak kalmış Chobits var, bunun özelliğiyse kişiliği olan robotlar olmaları, ancak kimse bunların ne varlığı ne de nasıl edinileceği hakkında hiç bir şey bilmiyor. Taşralı gencimiz Hideki, para yetiremediği için persocon alamadığına hayıflanırken bir gün çöpe atılmış ve tek söyleyebildiği şey “Chii!” olan (Elfen Lied?) bir persocona denk geliyor ve hikaye buradan başlıyor. Chobits 26 bölümlük, eğlenceli bir anime ve çoğunlukla ikili ilişkilere yer  veriyor, konusu çok uygun olmasına rağmen çok abartılmış bir fan service yok. Chobits hızlı veya yorucu bir anime değil, aksine çoğu kez gündelik şeylere biraz ilginçlik katarak anlatıyor, Minoru, Sumomo (çok çok ÇOK şeker bir minik persocon bu, bundan bir tane almak için bugün N900’ümü satabilirim), Yuzuki gibi ilginç karakterler var, 26 bölümü çabucak bitiriyorsunuz, yine de bu karakterlerin çok derin arkaplanları da yok aslında. Chobits, hem hoş vakit  geçirmek, hem de önümüz kış, biraz içinizi ısıtmak için tercih edebileceğiniz bir anime Chobits ve oldukça hoş bir açılış müziği de mevcut.

Bahsetmek istediğim animeler şimdilik bunlar,  fırsat bulursam Rozen Maiden, Clannad ve Neon Genesis Evangelion da izleyip yine yazacağım buraya, Rozen Maiden’in ilk bölümünü izledim, zaten 12 bölüm ama ilk bölüm hikayeye giriş esnasında geçip gittiği için çok bir şey söylemek istemiyorum hakkında, Neon Genesis Evangelion hakkında iyi çok şey duydum ama ilk bölümü beni çok sarmadı açıkçası, 26 bölüm böyle gidecekse sanırım bitirmem çok zor. Clannad’ı hiç izlemedim ama iyi çıkacağına dair bir his var içimde. Yukarıda anlattığım animelerden özellikle Angel Beats’i izlemenizi kesinlikle öneriyorum, izleyiniz, izletiniz. Chobits yine oldukça güzel ve izlediğime değen bir anime, HotD ‘u izlemezseniz hayatınızdan ne kaybedersiniz bilemiyorum ama anime izleyecek çok vaktiniz varsa bir şans verebilirsiniz belki. Bahsettiğim tüm animeleri çevrimiçi olarak Animefreak.TV adresinden takip edebilirsiniz.

Bir animeyi anime yapan şeyin ne olduğuna karar kıldım artık, kesinlikle karakter gelişimi ve olaylar, bazı animeler izleyicisine mükemmel başarıyla duyguları, karakterleri yansıtıyor ki anime bittiğinde sonu çok mutlu bile olsa siz çok sevdiğiniz ve bir daha asla göremeyeceğiniz bir düzine arkadaş kaybetmiş gibi oluyorsunuz, onların dertlerini biliyor, hangi durumda ne yapacaklarını kestiriyorsunuz, bazı animeler de oluyor ki üçüncü sınıf filmlere benziyor ve tamamen izleyecek bir şeyler aradığınızda boş kalmamak için izleniyor onlar. Yine hikayedeki twistler çok önemli, başından sonunu görebileceğiniz hikayeler oluyor, en azından bazı şeylerin hikayenin ortasında değiştirilmesi ilgiyi canlı tutuyor. En önemlisi tabii ki karakterler arasındaki etkileşim ve diyaloglar, herkesin odun gibi ve buram buram cool davrandığı bir ekibi takip etmenin de bir eğlencesi olmuyor çünkü oradan espri, saçmalık çıkmıyor, karakterlerin mesafeli oluşu arttıkça daha az etkileyici olay görebiliyorsunuz ve gittikçe daha az önemsiyorsunuz onları.

Alakasız not: Ekim ayına geldik, Cadılar Bayramı ile birlikte Steam dahil bir çok yerde müthiş indirimler olacaktır, ben Twitter’ımda ilgilendiğim kadarı hakkında karalarım bir şeyler ama siz mutlaka takip edin bunları da. Yine The Simpsons severler Treehouse of Horror’u kaçırmasınlar, Twilight parodisi de olacak bu bölümde, Kasım başında çıkacak. Ekim ayına yönelik bir diğer güzellik de Ubuntu 10.10 sürümünün çıkacak olması.

4 yorum yapılmış

  1. Evet oradaki benim listem, hatta çoğu hakkında buraya bir şeyler yazmıştım özet halinde.

    Ben filmlerden hemen hemen hiç bir duygu alamıyorum mesela, biraz odunluğun da etkisi oluyor ama filmlere sanırım çok alıştık artık, bir de çok derin mevzular ya da abartılmış duygular filmlerin gerçekçilik arayışına uymuyor, animeler zaten gerçekçi olma amacına sahip olmadıkları için daha yaratıcı sahneler görüyoruz orada. Ben mesela sadece Angel Beats’i veya Lovely Complex’i önemsediğim kadar önemsediğim çok film hatırlamıyorum. En önemlisi, etten kemikten oluşan gerçek oyuncuların filmlerde yaşattığı karakterlerden çok daha gerçekçi, çok daha derin ve saygı uyandıran çizgi karakterler oluyor, sanırım vurucu olmasının en önemli sebebi de bu karakterlere verilen ağırlık.

    Sinemaseverler beni dövmesinler tabii :P Sinema kültürüm çok gelişmiş değildir, önerilere her zaman açığım. Gerçi filmlerle animeleri kıyaslamak çok doğru olmuyor tabii, bir yapımı 3 filmlik seri yapsanız bile seyirciye vereceğiniz izleme süresi 6 saat falan, 6 saatte karakter senaryo diye kassanız bile izleyici kitleniz efekt istiyor, aksiyon istiyor, ya da ne bileyim sevişme, romantizm falan istiyor, kitleye bağlı olarak değişir ama hiç biri de derin karakterler istemiyor bence. Oysa ortaya “ben bir Anime yapıcam çok tutacak” diye fırlar, deli gibi erotizm, aksiyon kasarsanız, belki eskiden tutardı ama izleyici alıştı bunlara artık, çizgi göğüsler ya da 3 piksellik mermilerle kandırmak daha zor onları. Kıyas yapılacaksa dizilerle yapılabilir diyeceğim ama dizilerin de kalitesi ortada, o yüzden ona hiç girmiyorum :) (anahtar kelime: yapım giderleri)

  2. Ancak yazma fırsatı bulabildim içlerinden Angel Beats’ı izledim.Hayatın amacı üzerine güzel mesajlar çıkardım.Melek sanılan kız çok tatlıydı bunu da burda belirtmek isterim =)

    Dİğerlerini de izleyeceğim anime önerisi yapacak kadar birikimim yok malesef yavaş yavaş başladım.İnternetten anime listeni buldum onlara da bakıyorum.

    http://myanimelist.net/animelist/AranelSurion sanırım senin listen.

    Vizeler başladı ardından tatil falan derken istediğim kadar eğilemedim anime konusuna.Yalnız bu animelerde filmlerde olmayan duygular var,apayrı bir kültür.

  3. Kesinlikle tavsiye ederim, bence önce Angel Beats ile başla, listedeki en iyi animedir ve asla pişman olmazsın izlediğine. Senin de kendi izlediklerin varsa onlar üzerine bir şeyler yazsan süper olur, izleyecek animeye her zaman yerim var. :)
    Şimdi Lovely Complex ve Haruhi Suzumiya no Yuuutsu var hakkında yazacaklarım, LC bittikten sonra yazarım sanırım, onlar da güzel animeler, ama önce Angel Beats’i ve fırsat bulursan Chobits’i bir izlemelisin.

  4. Listeye aldım,izledikçe yazarsan ben de izlemeye başlayacağım.Animelere sardım bu ara,çok birikti listeye aldıklarım ama internete bazı sorunlar var sağlıklı indirme yapamıyorum.

Yorum Yazın