Sennheiser CX300-II Precision İncelemesi

WH-205’im bozulduktan sonra kendime daha kaliteli, hoş tasarımlı, dayanıklı bir kanal-tipi (bazıları buna kulak-içi diyor ama Sennheiser bu ifadeyi kullanmıyor hiç) kulaklık arayışına girdim, kulaklıklarla aram çok iyi olmadığı için zorlu bir arayıştı benim için. Bunu profesyonel bir inceleme değil, eski bir WH-205 kullanıcısının ilk defa kaliteli bir giriş seviyesi kulaklığa başlangıç yazısı olarak görebilirsiniz. Kulaklığı bütün özellikleriyle anlatmaya çalıştım, kulaklık seçimi konusu oldukça kişiye özel olarak değişebileceği için incelemeyi okumanın tek başına yeterli olmayabileceğini unutmamalısınız.


Ben CX300-II’ümü Sanalmarketim.com ‘dan aldım ve hem hız hem kalite olarak çok memnun olduğumu söyleyebilirim. Piyasada ÇOK fazla sayıda sahte Sennheiser kulaklık olduğunu unutmayıp alışverişinizi dikkatle yapmanız şart. Özellikle “iyi teklifler” çoğunlukla sahte ürünler oluyor, ayrıca sahteyi orijinalinden ayırt etmeniz elde orijinal yoksa gerçekten zor. Tavsiyem başta GittiGidiyor olmak üzere, güvenmediğiniz satıcılardan alışveriş yapmamanız ve kulaklığı alırken mutlaka MeTan garantisi ve bandrolü aramanız.

Kısaca bir özetle bakarsak; CX300-II; 3,5mm jacklı, asimetrik kablolu, 19-21.000 Hz frekans aralığına sahip, 1.2m kablolu, 16ohm empedanslı 113 dB, dinamik transducer bir kulaklık. Şimdi bunları biraz açarsak;

  • 3,5mm jack bugün neredeyse bir standart. Hemen hemen tüm yeni akıllı cihazlar, telefonlar, bilgisayarlar bu biçimi kullanıyor.
  • Asimetrik kablo demek, bir kablosu diğerinden uzun demek. Bu tercihinize kalmış bir şey, ben asimetrik tercih ediyorum. Simetrik kablolarda kulaklığı önden takarsınız ve V biçimi alır, asimetrik kablolarda bir kulaklık boynun arkasından uzatılır, dolayısıyla kablo simetrik kulaklık kadar belli olmaz ve rahatsızlık vermez.
  • Frekans değeri sanılanın aksine çok da önemli bir etken değil ve daha çok reklamcılık amacıyla kullanılıyor. Daha geniş aralıklar, kulaklık daha fazla frekansı verebiliyor demek, ancak kalitesi buradan anlaşılamıyor. 19-21.000 çok geniş bir aralık değil ancak eksikliğini çekeceğiniz de şüpheli, zira insanlar sadece 20-21.000 arasını algılayabiliyor.
  • Empedans değeri müzikoynatıcınız için önemli. Müzik oynatıcının desteklediğinden fazla empedansa sahip kulaklık, oynatıcıdan yeterli gücü alamayacak ve düşük ses düzeyi verecektir. 16Ohm gayet ideal ve bir çok cihaz için sizi yarı yolda bırakmayacaktır.
  • 1.2 metre kablo neredeyse her koşulda size yetecektir. 1,85~ civarı boyda kablonun pantolon cebine kadar sorunsuz ulaştığını gördüm. Çoğu zaman bu kablo size fazla bile gelecek.

Kanal-tipi (ya da bilindiği adıyla kulak-içi) kulaklıklara daha önceden alışkın değilseniz, önyargılarınızı yıkıp bir an önce kanal tipine geçmeniz en iyisi. Düşündüğünüzün aksine kanal-tipi (earcanal) kulaklıklar, standart olanlardan (ear-plug) çok daha rahat, ayrıca genel anlamda daha iyi ses veriyorlar, izolasyon anlamında çok büyük farklar var ve izolasyon çok iyi olduğu için sesi çok fazla yükseltmek zorunda kalmıyorsunuz, yani daha sağlıklı. Kanal-tipi düşünmüyorsanız Kafaüstü kulaklık tercih edebilirsiniz, ancak standart kulaklıkları tercih etmeyin. Markasız bir kanal-tipi kulaklığı bile standart olana tercih ederim diyebilirim.

Kısa bir özetle kulaklığa baktığımıza göre, şimdi açıp inceleyebiliriz: CX300-II oldukça sade ve açması zahmetli bir kutuda geliyor, kenarlardan makasla keserek açabiliyoruz, kutu aslında çekici bir şekilde ve her şeyi kolayca saklaması için dizayn edilmiş ancak kutuyu bir kez açtıktan sonra tekrar toparlamanız zor. Kutu içeriği şu şekilde:

  • CX300-II Precision
  • Kulak pamukları (3 farklı boyda)
  • Taşıma çantası
  • Garanti belgesi

Taşıma çantasından kısaca bir bahsedersek; kulaklığınızla aynı üzerinde Sennheiser logosu bulunan hoş bir aksesuar. Yanlardan bastırdığınızda “pop” sesiyle açılıp kapanıyor ve içine kulaklığınızı koyup onu dış etkilerden korumuş oluyorsunuz. Tasarımı oldukça zevk sahibi ancak tek sorunu haftalık olarak kirleniyor olması. Belki de benim renk tercihimin (beyaz) bunda etkisi çok olmuş olabilir tabii.

Tasarım / Görünüm

Kulaklığı kutudan çıkarttık ve ilk kez elimizde tutuyoruz. Kulaklığı alırken 5 farklı rengi seçebiliyoruz; beyaz (benimki), siyah, gümüş, kırmızı ve pembe. Tasarım olarak fazla abartılı olmayan CX300-II yine de herhangi bir kulaklıktan ayırt edilebilecek tasarım farklarına sahip. Tabii burada göz zevkiniz de önemli, çünkü hiçbir renk seçeneğinde Skullcandy-tarzı “acayip” tasarımlar ya da Shure-tarzı profesyonel/yırtıcı bir görünüm bulamayacaksınız. CX300-II oldukça sade görünüyor, ilk bakışta ilgiyi çekecek veya farklı gösterecek bir yanı yok. Yine beyaz renkle yaşadığım bir sıkıntı olarak, gerçekten çok hızlı ve belirgin kirlenmeleri söyleyebilirim.

Dayanıklılık açısından; Jak ve kısmı oldukça sert ve güven verici bir maddeden imal edilmiş, üzerindeki Sennheiser logosu oldukça hoş, yine kablo çoklayıcı kısımda CX300II yazısı hoş görünüyor ve sağlam duruyor. Ancak dayanıklılık konusundaki en büyük sıkıntı kablonun ta kendisi, kulaklığın kablosu maalesef hiç güven vermeyen bir maddeden üretilmiş, son derece ince ve kırılganlık hissi veriyor. Özellikle kulaklıklara giden kısımda ufak bir zorlanma her şeyin sonu olabilir. CX300-II ‘nin -tahmin edebileceğiniz üzere- değiştirilebilir kablo özelliği olmadığı için bu kabloyu yenileyemiyoruz, kablo sarıcı aparatı da olmadığı için taşıma çantasına “gelişine” koymaktan (garanti sizi sarmaktan da alıkoyuyor) başka şansınız da yok.

Maalesef 2 yıllık garanti de size bu konuda çok yardımcı olmayabilir. MeTan tarafından sunulan garanti şartları olabilecek neredeyse bütün bozulma şekillerini garanti dışı kabul ediyor ve haliyle neredeyse hiçbir durumda destek almanız garanti değil. Uzun ömürlü bir ürün ararken bu konuda kafamda soru işaretleri kalması benim için üzücü oldu.

Önceki kulaklığım WH-205’in ömrünün 1 seneyi bile bulmaması ve CX300-II Precision’un kablosundan yaklaşık 2 kat kalın ve dayanıklı görünen bir kabloyla gelmesi korkutucu. Hatta şu sıralar bu kabloyu bir şekilde koruyucu bir plakayla sarmanın yollarını arıyorum.

Deneyim

Kulaklığı N900’üme takıyorum, mükemmel çalışıyor. Mikrofon olmaması biraz üzücü ama zaten N900’ler her mikrofonlu kulaklıkla düzgün çalışmadığından çok önemsemedim. Bu eksikliği BH-214 gibi bir ürünle aşmak mümkün, o halen kargoda olduğundan henüz performansını deneme şansım olmadı. Bazı kulaklıkların aksine N900 ile çalışması için ayrı bir zahmete, ayara gerek olmuyor, takıp kullanıyorsunuz.

Kulaklığı üç şarkıyla denedim ve saatlerce tek başına kullandım, ve adil bir karşılaştırma olmamasına rağmen WH-205 ile kıyasladım. WH-205, az çok bütün Nokia kulak içi kulaklıklar aynı kaliteyi verdiği ve kolayca bulabileceğiniz için sizin için de pratik olabilir:

  • Sound of Violence (Main Mix) [Mp3]
  • Uaral – Sounds of Pain [Mp3]
  • Eluveitie – Inis Mona [Mp3]
  • Linkin Park – In the End [FLAC]

CX300-II’nin ses düzeyi gerçekten yüksek ve bu yüksek sesi çok az bir bozulmayla verebiliyor. Şimdiye kadar kullandığım bütün kulaklıklarda hep son seviyede dinlemiş biri olarak ilk kez CX300-II’de son sesin beni rahatsız ettiğini fark ettim ve sesi %10~&20 kadar düşürdüm ve uzun dönemde işitme kaybı yaşamak istemiyorsanız size de öneriyorum.

Ses son seviyedeyken ses kalitesinde rahatsız edici bir düşüş olmuyor ancak basslar o düzey için daha güçlü olabilir gibi. Bass demişken, CX300-II’nin belki de en güçlü yanı bassları. Özellikle bass yoğunluklu (mesela Sound of Violence) şarkılarda diğer kulaklıklarla arasında çok bariz farklar var, CX300-II’nin bassı çok güçlü ve gerçekten bu kadar küçük bir kulaklıktan bu fark nasıl yapılabiliyor anlamıyorsunuz. Daha önce kaliteli bir kanal-tipi kulaklık kullanmadıysanız aradaki farkı çok çabuk ayırt edeceksiniz.

CX300-II’nin ses kalitesi çok net ve bozulma oranı çok düşük. Ancak bazı yerlerde anlatıldığı gibi “duymadığınız sesler duyacaksınız” tarzı bir abartmanın anlamı yok. Gitar sesleri için bariz bir fark yaratıyor, ayrıca genel anlamda sesler çok daha temiz ve ayrıntıları daha net yakalayabiliyorsunuz. Basslardan zaten bahsetmiş olduğum için tekrarlamama gerek yok. Burada dünyanızı değiştirecek bir farktan bahsedemiyorum, ancak belli bir fark var ve bu bazı parçalarda müzikten aldığınız zevki oldukça etkiliyor.

Sıradan bir dinleyici (ben) aradaki farkı anında anlamayabilir, Ancak birkaç günlük kullanımdan sonra bir daha önceki kulaklıklarınıza dönmek istemeyeceksiniz, ses sanki size kuyu dibinden geliyormuş hissi verecek ve bozulmaları hemen farkedeceksiniz. Bu noktada söylenebilecek şey şu; Sürekli CX300-II kullanırsanız aradaki farklar çok net olmuyor, birkaç gün kullandıktan sonra eski kulaklıklarınıza dönerseniz farkları çok daha net söyleyebilir oluyorsunuz. Kendi kullanımımda dünyamı değiştirecek farklar yaşamadım ancak özellikle bazı şarkılarda ilginç farklar gördüm ve sonuç olarak memnun kaldığımı söyleyebilirim.

İzolasyon anlamında, CX300-II oldukça başarılı bir pasif izolasyona sahip. Sentetik test amacıyla kullandığım 5+1 sistemde gürültü sesleri yarattım ve komşuları benden daha önce rahatsız etti. :) Günlük kullanımda, hiçbir anda müziğime engel olan bir dış sesle karşılaşmadım, bunlara kalabalık bir cadde, otobüs, dar bir konferans salonu, sesini duyurmak için tepine arkadaş gibi durumlar da dahil. İzolasyon beni tam anlamıyla tatmin etti diyebilirim.

Burada önemli iki nokta var; Birincisi ses düzeyiniz. Ben yaklaşık %80~%90 düzeyinde kullandığım için, CX300-II’nin yüksek sesiyle beraber dış sesleri ayırt etmek mümkün olmuyor. Ancak siz daha düşük düzeylerde kullanıyorsanız izolasyonda eksikler hissedebilirsiniz. İkinci önemli husus dinlediğiniz tür. Ben Techno, Rock & Metal gibi türlere ağırlık verdiğim ve bunlar genellikle yüksek tempolu ve sesli şarkılar olduğu için izole etmek nispeten daha kolay oldu. Özetle, CX300-II’nin izolasyonu bence oldukça tatmin edici ve hiçbir durumda dış gürültüden rahatsız olmadım, ancak kulaklıklarla ilgili her konuda olduğu gibi; bu biraz da kullanıma bağlı.

CX300-II’nin herhangi bir sızdırma sorunu yok, zaten kanal-tipi kulaklıklarda bu sorun çok ciddi olmuyor. Ses seviyesini çok yükseltirseniz biraz sızdırma yaşıyorsunuz (tamamen sessiz bir ortamda rahatsız edici olabilecek kadar) ama günlük kullanımda etrafınızdaki insanları rahatsız edecek kadar değil. Zaten CX300-II’yi bir kez kulağınıza oturttuktan sonra ses seviyesini en sona çekmeniz için de hiçbir sebep yok. Örnekle gidersek; Tamamen sessiz bir ortamda (ev,kütüphane vs.) %70’in üzerindeki ses düzeylerinde CX300-II’nin sesi dışarıdan farkedilebiliyordu.

CX300-II kulağınızda oldukça rahat. Önceki kulaklığım WH-205’de hep kulağıma giren kısmın fazla büyük olduğunu hissederdim. CX300-II’de bu kısım o kadar büyük değil, ayrıca 3 farklı adaptörüyle kulağınıza düzgünce yerleşiyor. Ben 1 saatten fazla süre için sürekli kullanmadım ancak, kullananlar uzun süreli kullanımında bir fark yaratmadığını söylüyorlar. Kulağa rahatça oturuyor ve varlığını hiç hissettirmiyor. Asimetrik kablonun avantajı olarak, boyun arkasından doluyorsunuz, böylece önde belirgin bir şekilde durması, sağa sola takılması ya da spor yaparken size engel olması gibi durumlar oluşmuyor. Tabii kanal-tipi kulaklıklar bazı insanları tedirgin edebiliyor ancak ben bu konuda hiç sorun yaşamadım. Ayrıca WH-205 kullanırken sık sık yaşadığım yürürken kulaklığın kulağımdan kayması gibi durumlar CX300-II’de asla olmadı, kulağıma çok daha iyi oturdu ve yerinden de kolay kolay çıkmadı.

Özetle, CX300-II asimetrik kablosu, taşıma çantası ve başarılı izolasyonu ile oldukça pratik, günlük hayatınıza devam ederken asla işinize mani olmuyor. Gerçekten güçlü ve varlığını her an hissettiren bir bassı var, N900 dahil her tür cihazla uyumlu çalışabiliyor. Ses kalitesi olarak da tatmin edici, ancak beklentilerinizi çok çok yükseltmemelisiniz, bu da daha profesyonel bir kullanıcısıysanız başka alternatifleri de gözden geçirmeniz gerektiği anlamına geliyor. Eksi olarak ise, oldukça şüpheye düşürücü dayanıklılık durumu, garantisi ve eğer abartılı/fantastik tarzlar tercih ediyorsanız, aşırı sade tasarımı sayılabilir.

CX300-II herkes için ideal değil, ancak bir giriş seviyesi kullanıcı olarak çok memnun olduğumu söyleyebilirim, tabii ki bu fiyat düzeyinde sizin için daha iyi çözümler bulmak da olası. Kafanızda oluşan soru işaretleri varsa veya başka ürünler önermek istiyorsanız yorum bırakabilirsiniz.

4 yorum yapılmış

  1. Kablosu değişebilenler de var, ancak fiyat olarak hepsi uygun çözümler olmayabilir.

    Ben CX300-II kullandığım süre boyunca memnun kaldım, halen de kullanıyorum. Söylemiş olduğunuz gibi son derece sade duruyor, kullanımı da -en azından benim için- keyifli ve kaliteliydi. Isterseniz birkaç incelemeye daha bakın CX300-II ile ilgili, beğenirseniz gidip alın. Pişman olacağınızı sanmıyorum.

  2. hocam merhaba kablonun değişmedigini söylemişsin hangi ürünün kablosu değişiyor ki ? bende çok kararsızım ürün çok sade duruyor almalımıyım sizce ses kalitesi nasıl ?

  3. Teşekkür ederim Ayna, istediğin gibi al kullan tabii ki :)
    Çok pahalı olanlar deyince aklıma Ultimate Ears falan geliyor, $1000’lık kulak-içi kulaklık o_O, kapının koluna bir yere dolanıp koptuğunu düşünsene, ben ağlardım. :P

  4. Bende de daha evvel kulaklık içi kulaklık vardı, Creative’in. Ama ben memnun kalamıyorum bu kulaklık içlilerden, zira en ufağı bile kulağıma büyük geliyor ve hemen düşüyor. Biraz da durunca acıtıyor kulaklarımı. Zaten Creative’i bir aya bozdum. Şimdilerde Sennheiser kullanıyorum ben de, standart hem, çok pahalı olanlarından da değil. Memnunum gayet, 5 ay olmasına rağmen tek kulaklık bile gitmedi :p
    Tabi ben memnunum ama kulağı çok dikkatli insanlardan olmadığımdan da mütevellit bir memnunluk olabilir bu. O yüzden bana çok da itibar etmemek gerek.

    Bu arada yazını beğendim, eline sağlık. Ve eğer izin verirsen BtG’e koymak isterim :)

Yorum Yazın