Animeler: Suzumiya Haruhi no Yuuutsu, Lovely Complex ve Welcome to the NHK

Üç yeni animeden bahsedeceğim bu sefer; Suzumiya Haruhi no Yuuutsu, yaşadığı evrenin bir tür tanrısı olan ancak bunu hiç farketmeyen, farketmediği gibi paranormal olaylara meraklı ve yaramaz bir kızın hikayesi, Lovely Complex ise animelerde aşk konusunu bitirmiş, aşmış diyebileceğim bir yapım, Welcome to the NHK ilk ikisi kadar hafif değil, biraz daha daraltıcı ve ciddi diyebileceğim bir anime, herhangi bir işte çalışmayan, okumayan, hatta evden dışarı bile çıkamayan bir “hikikomori” (nerd’ün küpünü alınız) hikayesi. Vakit kaybetmeden başlayalım isterseniz:


İlk paragraftaki sıralamaya uyarak önce Suzumiya Haruhi’den başlayalım, ağırlıklı olarak okul etrafında dönen bir animeden bahsediyoruz, Haruhi, birşeyin olmasını istediğinde bilinçsizce onun olmasına neden olabilecek kadar güçlü, bir nevi tanrı vasıflarına sahip ancak aslında bunların hiçbirinden haberi olmayan, yalnızca canı sıkılmış ve yaramaz, yerinde durmayan ve son derece düşüncesiz bir kız, tabii ki çok sevimli. Haruhi için sıradan insanlar çok.. “sıradan”lar, bu da sıkıcı demek, onun asıl ilgilendiğiyse uzaylılar, zaman yolcuları ve her tür acayip, paranormal hikaye. Anime düz bir çizgide değil karışık olarak gidiyor, yani -atıyorum- birinci bölüm aslında 5, 7.ci bölüm aslında 10.cu bölüm olabiliyor, kronolojik değil, yine de bir şekilde anlam bağlantısı kurulmuş bu sıralamaya, o yüzden ne yapın edin bu sıralamada izleyin, spoiler yemeyin. Karakterler biraz çerezlik diyebilirim, animede ilgimi çeken tek karakter Haruhi’ydi, süper sevimliliği ve hiperaktifliği sebebiyle, bunun dışında çok büyük twistler, karmaşık diyaloglar falan beklemeyin, zira zaten oldukça kısa ve olabildiğince renkli bir anime bu, özellikle yorucu bir günün ardından bir bölüm izleyip keyfinizi yerine getirebilecek türden, Haruhi için izlenir.

Lovely Complex, sanırım şimdiye kadar izlediklerim arasında en iyilerden, hatta belki de en iyisi. Aşk animeleri üzerine aşmış bitirmiş diyebileceğim bir anime. Konusu, biri çok uzun boylu bir kız, diğeri de çok kısa boylu bir oğlan arasındaki dostluğun, bir süre sonra dostluktan fazlasına dönüşmesini, daha açıkçası dönüşmeye çabalanmasını anlatıyor, normalde birbirlerine sataşan, okulun komedi ikilisi bu çiftin hikayesi başta eğlenceli, son derece enerjik (bence LoveCom’un anahtar kelimesi bu: enerjik) ve komik bir hikayeyken, birbirlerine aslında ne kadar uyduklarını farketmeleri, yaşadıkları tek taraflı duygular, oğlan tarafının kazmalığı falan derken her yönüyle bir aşk hikayesine dönüşüyor, ama yanılmayın, en ciddi aşk sahnelerini bile yüzünüzde bir gülümsemeyle seyrediyorsunuz. Lovely Complex de ağırlıklı olarak okul etrafında geçiyor, karakterlerin çoğu bu çiftin arkadaşları, öğretmenleri ve yakın çevresi. Lovely Complex’in en vurucu yanı, karakterlerin gerçekçiliği ve doğallık hissi. Ne Otani (erkek) ne de Koizumi (kız) zorlama karakterler değiller, gerçekçi hisleri, davranışları ve tepkileri var, sürekli canım cicim takılmaktan veya birbirleri uğruna dağları delmektense bir şeye kızdıklarında birbirlerine bağırıp çağıran karakterler bunlar, Koizumi alıştığımız uslu, zavallı anime kızı veya “fabrikatör kızı” tipli bir karakter değil, kendine belli bir güveni, saygısı, kabullenebileceği ve kabul etmeyeceği şeyler olan bir insan, ve birbirleriyle ilişkileri de bunu yansıtır şekilde sürekli sallantıda ve çoğu durumda ortak bir noktada buluşmaları zaman alıyor, ne Koizumi ne Otani çok ilginç zevkleri, yetenekleri olan karakterler olmadıkları gibi piyasadaki animelere kıyasla “alımlı” veya “iddialı” karakterler değiller, sadece insanlar.  Lovely Complex, aşk üzerine işlenebilecek en doğal, samimi hikayelerden birini, olabildiğince eğlenceli, enerjik ve komik bir şekilde, sizi izlerken bir dakika bile olsun sıkmadan ve tekrara düşürmeden işleyen harika bir yapım olmuş, bir şans vermelisiniz. Lovely Complex’in müziklerinin de gayet hoş olduğunu ve animeyi izlemeseniz bile en azından bu müzikleri indirip dinlemenizi önerebilirim.

Bahsetmek istediğim son anime ise Welcome to the NHK. Haruhi ve Lovely Complex’den sonra yaşadığım enerji patlamasını kolayca dizginleyebilen ağır ve ruhsuz bir baş karakterimiz var, Satou. Satou, herhangi bir işte çalışmayan, okumayan, sosyal toplumdan kendini olabildiğince soyutlamış, evden çıkmayı bile ürkütücü bir deneyim olarak gören, hayata dair herhangi bir amacı veya arzusu olmayan bir karakter, hatta bir tür bitki desem yeri, animede de Satou’nun karakterindeki değişimleri, düzelmeye çalışmasını ve psikolojisini izliyoruz aslında çoğunlukla. Welcome to the NHK’nin konusu bir şaka değil, anlatmak istediği şeyler için de çerezlik diyemem. Satou’nun, kendisi kadar olmasa da sosyal kabiliyetleri zayıf ve “ezik” bir karakter olan, bilgisayar oyunları geliştirmek isteyen ve sanal kızlara müthiş bir düşkünlüğü olan geleceğin sapık adayı arkadaşı Yamazaki ve onu iyileştirmek amacıyla projesine dahil eden Misaki’den başka kimsesi de yok aslında, hatta animede işlenen duygulardan biri de bu, yalnızlık, Satou, sosyal intihar diyebileceğimiz bir duruma sürüklenmiş, zavallı bir karakter aslında, ve bir mıknatıs gibi diğer “sorunluları” çekiyor kendisine. Welcome to the NHK ağırlıklı olarak bu 3 karakteri ve onların gelişimlerini takip eden bir anime, ve anlatımını güçlendirmek için gerçekçilikten ve bir miktar mizahtan -abartısız bir mizahtan- yararlanıyor. Welcome to the NHK, asosyallik, toplumdan kopukluk, başarısızlık, korkular ve psikoloji üzerine iddialı bir yapım ve her ne kadar mizahla ve yan hikayelerle basitleştirilmeye çalışılmışsa da vermek istediği şeyler var, ne olmak isteyeceğiniz veya ne yapmak isteyeceğinizden çok, ne olmayı asla istemeyeceğiniz ve olmaktan korkacağınız şeyler üzerine kurulmuş, bu yüzden sağlam kafayla, ilginizi vererek izlemelisiniz, herkese hitap edebileceğini söylemek yine de zor. Animenin müzikleri -özellikle kapanış introsu- oldukça hoş.

Yorum Yazın