Renkler

Az önce duştayken bir yerden aklıma renkler geldi, ve üzerine düşündüm. Çok şaşırarak farkettim ki her bir renge bilinçsizse bir çok anlam atamışım. Eskiden tamamen tek renkli (siyahtan başka renk sevmezdim ve herşeyim siyahtı) olan ben şimdi dört renge birden sıcak bakar olmuşum, ve bağlı olmadığım renklere de garip anlamlar vermişim. Bunlar üzerine ne ara düşündüğümü bile hatırlamıyorum açıkçası, sadece aklıma geldiklerinde sanki zaten oradaymışlar gibi hissettim, ve kendime not düşmem gerektiğini anladım. Hem belki bu renklere benden başka aynı rengi veren insanlar da vardır. Uzun zamandır böyle bir şey yazmamıştım bloguma ama, bunu yazmalıydım bir şekilde. Okumak isteyenler için uyarı: gazetelerdeki uyduruk “mavi bilmemneyin rengidir” köşelerine benzerlik gösterir, ancak bunu öyle olduğuna inandığım için değil benim için öyle oldukları için not etmek istedim, kafayı yiyor da olabilirim pekala :)

Benim renklerim:

Siyah: Tarz sahibi olmanın, karizmanın, üstünlüğün ve takım elbiselerin rengi. Bütün pahalı arabalar siyahtır, Tanrı siyah takım elbiseli bir adamdır, tamamen simsiyah ve çok görkemli bir katedralde kendisi için yapılmış siyah, korkutucu bir tahtta oturur. Bütün görkemli kadınlar ve zengin adamlar siyah giyerler. Siyah tüm renklerin temelidir ve hepsinden biraz daha  yukarıdadır. Benim için eskiden siyah öfke ve isyanın rengiydi, şimdi pek bunu çağrıştırmıyor.

Turuncu: Eğlencenin, Yaz mevsiminin, heyecanın ve samimiyetin rengidir. Çocukken içtiğim Cappy Sun (nereden aklıma geldi bilmiyorum) ve portakal suyu, ve tüm enerjik içeceklerin rengi turuncudur. Turuncu her zaman arkadaş canlısıdır. Ayrıca Güneş de turuncudur ve ne zaman enerjik olsak gökyüzü de turuncudur.

Açık Yeşil: Doğanın, canlılığın, çılgınlığın ve acayipliğin rengi yeşildir. Bütün alkollü içecekler yeşildir, bütün hızlı arabalar yeşildir, tabii ki uzaylılar da yeşildir, ve uyuşturucular yeşildir. Açık yeşil her zaman güçlü bir şekilde parlar. Koyu Yeşil’i bilemiyorum, koyu yeşil çirkindir.

Beyaz: Modernliğin, temizliğin ve bazen de kontrolün rengi beyazdır. Tüm teknolojik aletler beyazdır, yazılımlar beyazdır. Ayrıca tüm kurumlar, kuruluşlar ve şirketler beyazdır. Beyaz bazen siyahın rakibidir ve onun gibi tarz sahibi olabilir.

Bunlar da benim rengim olmayanlar, ama onlara da az çok bir anlam verebiliyorum:
Kırmızı: Kırmızı tutkudur, belki aşktır ve korkudur. Kan kırmızıdır, kötü rüyalar kırmızı renktedir, aşıklar kırmızıdır. Kırmızı bazen öfkedir de, öfkenin sembolü siyah üzerine içi ateş kırmızısı dolu bir dairedir.

Mavi: Mavi huzuru, stabiliyeti ve yolunda gitmeyi temsil eder. Ama sıkıcıdır. Deniz mavidir, yaşlılar mavidir, monotonluk mavi renktedir. (Bunu yazarken blogumun da mavi olduğunu farkettim, ama onun mavisini seviyorum mesela, açık yeşile benziyor.)

Mor: Menekşe moru ölümün ve kaybın rengidir, Azrail’in tırpanı menekşe moru renkte parlar, ayrıca kefenler menekşe moru renktedir. Koyu tonlu morlardan emin değilim, akrabalığın ve aşırı samimiyetin rengi olabilir.

Sarı: Sarı iş gücün, hamallığın, alt sınıfın rengidir. Bütün belediye işçileri sarı giyerler, bütün inşaatlar sarı renktedir, yapımı devam eden her yer ve herşey sarıdır. Sarı karizması en düşük renklerden biridir.

Pembe: En az bundan eminim ama, sanırım bu da masumiyetin, çocukluğun ve saflığın rengidir. Çocuklar pembedir, güçsüzler pembedir, tatlı yiyecekler de pembedir.

Nereden aklıma geldi peki bu şimdi? Bilmiyorum. Uzuunca bir uykuya ihtiyacım var  galiba. :P

Yorum Yazın