Aranel Surion'un iPhone 5'i

Apple_ThinkDifferent

Yazının başlığını ben koymadım, Apple koydu, her iPhone ile cihazınıza verilen varsayılan isimlendirme bu, muhtemelen ilk seferde bulamayacağınız için söyleyeyim, değiştirmek için Hakkında ekranına gitmek gerekiyor bu cihazın. iPhone ‘un 5’i, Galaxy S’in 3’ü derken, sanırım bu cihazların hedef al(a)madığı bir kitleye aidim ben. Peki son üç cihazım N900, N950 ve N9’ken, biraz da iPhone kullanmak nasıl mı oluyor, işte şöyle oluyor:

Biliyorum ki bir trilyon iPhone incelemesi var piyasada, hiçbirini okumadımsa da hepsinin üç aşağı beş yukarı ne yazacağını kestirebilirim, bu yüzden ben yazmayacağım bunları tekrar, oldukça geç kalmış bir inceleme yerine, iPhone’u bir Linux kullanıcısı gözünden ele almayı, N9 ile kıyaslamayı, aklı fikri yerinde, penguenin anlamını bilen adamlar bunu kullanabilir mi, işte biraz bundan bahsedeyim diyorum. iPhone ‘uma para vermedim, bu yüzden 2000 lira bağlanan bu cihazları eleştirirsem kusuruma bakmayınız, en azından doğru/mantıksal bağlantılar kurmaya çalışacağım yazarken. Peki benim neler dikkatimi çekti iPhone 5’te, bunu bir “bilmeniz gerekenler” yazısı olarak ele alın:

Tasarım

Apple ürünlerinin tasarımı hep üstün ifade edilir. Bu benim için yeterince tartışmaya açık olsa da, iPhone 5’in tasarımı aman da aman değil, diğer iPhone ‘lardan ve hatta Android ‘lerden çok farklı görünmüyor aslında. İşin gerçeği bu sektörde seksiliğin tanımını en son N9 yaptı, üstüne henüz birşey konabildiğine ben inanmıyorum. Zevkler kullanıcıdan kullanıcıya değişir tabii ama, lütfen bir siyah veya cyan N9 ‘u elinize alıp, iPhone 5 bundan güzel görünüyor diyebilin, ama sesiniz titremesin. Benim iPhone tasarımına dair en kayda değer bulduğum kısmı “elma”. Evet 5’in de tabii ki bir elması var, böylece bir telefona 2000 ~ 3000 lira verebildiğinizi gösterebilme fonksiyonu korunmuş. Yalnız gerçekten inandırıcı olması açısından, mümkünse arkasına kabartma harflerle “Tek Çekim” yazdırın.

Tasarıma not düşmek gerekirse; iPhone 5 epeyce ince ve hafif, benim gibi adamların elinde kırılgan duruyorsa da alıştığınızda hoşunuza gidiyor. Gerçi incelik konusu artık mantık/ihtiyaç sınırlarını çoktan aştığından 5’in ince olup olmadığı sizin için de pek farketmeyecek. Yalnız hakkını vermek gerekiyor ki iPhone 5 hafif. Arka kasanın pek bir numarası yok, tabii burada yine N9’a kıyaslıyorum. Ancak aksessuar çeşitliliği inanılmaz olduğu için, düzgün bir kasa alırsanız hem gerçekten güzel görünen bir iPhone’unuz olacak, hem de hemen kırılmayacak, benden duymadınız. Benimkinin arkasında HTR Case  yazıyor, siyah ve kenarları göze hoş gelen bir materyalden yapılmış, bulabilirseniz öneriyorum bunu.

Soldaki ses tuşlarının yanında bir Sessiz düğmesi mevcut. iPhone’lara uzağım dedim ya, muhtemelen diğer iPhone ‘larda da var olduğunu sandığım bu tuş için Apple’ı takdir edebilirim, hem çok işlevsel, hem de o “tik” hissi çok oturaklı. Yalnız çok absürd bir hoparlör yerleşimi var ki, bir ara bozdum sandım, oysa ki parmağım kapatıyormuş. Sadede gelirsem; Nokia N9’ın halen bariz en seksi akıllı telefon olduğunu iddia edebilirim. Sonradan gelen WP’lere yapılan ufak tefek değişiklikler ve WP butonları tasarımı duman ettiyse de, N9’un tasarımı halen iPhone 5’den iyi.

Ekran

iPhone 5’in ekran kalitesi çok iyi. İşin gerçeği şu zamanda hangisininki çok kötü, ne kadar ayırt edersiniz o da size kalmış ama renklerin çok tutarlı olduğunu ve yeterince çözünürlüğün mevcut olduğunu söyleyebilirim. Şu zamanda 4″ bile kimine küçük gelebiliyor, açıkçası bende ideal ölçüyü 4,5″ gibi düşünüyorum.

Ekran konusunda; Eğer firma adınız bir meyve ismiyse, olmadık işte ısrar etmeye sonsuz hakkınız vardır, pek çokları Mersin ‘e giderken siz tersine, LCD’ye gidebilirsiniz. Demek istediğim, ekranı LCD. Görüntü kalitesi olarak avantajları kabullenmekle beraber, N9’dan alışmış olduğum AMOLED ekran ve ClearBlack ile siyahlar kasanın kendisi kadar siyah olabilirken, bunda siyah diye bir renk mevcut değil. Aynı sebepten ekran pek de batarya dostu değil, bu yüzden fazla da açık tutulmamış. Bekleme ekranı tarzı bir fonksiyon bu sebepten yok ve çok büyük ihtimalle de asla olmayacak. Ekranın kalitesini ve çözünürlüğünü beğenmekle beraber, işin tekniğini başkalarına bırakarak, aklımda bunlar AMOLED ile yapılamaz mı, yıl olmuş 2013, bu cihaz olmuş 2000 küsür lira, siyah rengi gerçekten siyah vermek mümkün değil mi gibi soruların olduğunu söylemeliyim.

GSM/Wi-Fi/BT

Bu yukarıdaki sıralamada eksik olanı bulunuz. Bulamadıysanız; NFC yok. Ayrıca FM RX/TX mevcut değil. CIR falan gibi fantezilerinizi zaten yazmayın buraya. Sadece en gerekliler dahil. Peki o zaman neden 2000 lira verdiniz? Demek ki antenlere vermemişsiniz.

GSM için konuşmak gerekirse; önceki iPhone ‘larda anten/çekim sıkıntıları çok konuşuluyordu, bu yüzden özellikle kurcaladım. İşin gerçeği iPhone 5 epey iyi çekiyor, hiç kopma veya seste kalitesizlik hissetmedim. N9’dan daha iyi çektiğini de 2 farklı asansörde deneme şansı yakaladım, N9’un koptuğu bu tip yerlerde iPhone 5 hiçbir sıkıntı göstermedi.

GSM için bu kadar iyi şeyler söyleyebilirken, Bluetooth özelliği ise tam bir efsane. Not ediniz, halen dosya paylaşımı mevcut değil. Dahası iPhone 5’in Bluetooth’u öyle her cihazı görmüyor, muhtemel ki diğer telefonları ve pek çok cihazınızı da listelemeyecek bile. Ağırlıkla sadece aksessuarları ve iPhone uyumlu şeyleri kullanabileceksiniz. Bluetooth ‘unuzu bozuk sanmayın sonra. Eğer jailbreak ‘a sıcak bakıyorsanız bunun için neyse ki oldukça iyi çözümler üretilmiş.

Kablosuz ‘u oldukça verimli ve sorunsuz, ekstra olarak iyi veya kötü bir yanını görmediğimi söyleyebilirim.

GPS ise apayrı mevzu; Konum servisleri özellikle Siri, Hava Durumu ve üçüncü parti uygulamalar gibi türlü çeşit işte sıkça kullanılıyor, iOS ‘da bu iş çok iyi kıvrılmış, çok oturaklı, GPS anteni orada boşa durmuyor. Dahası konumunuzu neredeyse her zaman çok iyi ve çok hızlı bulabiliyor. iPhone’lardaki App Store çılgınlığı, bu fonksiyonlar bu kadar iyi entegre edilmese olamazdı, değil mi?

Batarya/Şarj ömrü

Tamamen şarj edilmiş bir iPhone 5, günlük kullanımınız için yeterli şarj ömrüne sahip. Yalnız iPhone 5 ağırlıkla eğlence ve uygulama ağırlıklı olduğu için, bir süre sonra App Store ‘unda etkisiyle üçüncü eliniz, kolunuz, gözünüz olabileceği için siz o günlük kullanımla yetinmeyecek, dakika başı yok Facebook, yok köyüme ne oldu, yok zombilerle kafe işletmek derken o şarjı tüketeceksiniz. En iyisi yol yakınken bir şarjlı kılıf alın.

iPhone 5, Internet’e bağımlı bir cihaz, onsuz kalmayı da sevmiyor. Bu sebeple, biraz da sizin habire olmadık menülerde girip çıkıp kapat/aç yapmaktan 2 günde bıkmanızla iPhone sürekli 3G’ye bağlı kalacak. Yine de bunu epeyce iyi idare edebiliyor, bu da gün boyu her dakika Internet ‘e ulaşımınız var ve sürekli bildirim alıyorsunuz demek oluyor. 1440 mAh’lik bir bataryadan bekleyebileceğinizin en iyisi bu.

Dananın kuyruğunun koptuğu yere geliyorum; Lightning. Lightning, tabii ki beyaz, sade görünümlü bir kablo. En büyük özelliği microUSB olmamak, dolayısıyla sürekli cebinizde, torpidoda, bir yerlerde taşınmak, zira Lightning kullanan dünyadaki tek modeli siz taşıyorsunuz, bu da demek oluyor ki sağda solda şarj edemeyeceksiniz. Şimdiden o kabloyu taşımaya alışmakta fayda var bu sebeple. Lightning ‘in bunun yanında tek numarası her iki yönüyle de takılabilmesi. Yani microUSB ‘deki gibi tek bir yüzü yok. Bir de hızlı şarj oluyor iPhone ama, bunu Lightning ‘den çok iPhone ‘a bağladım ben. Özetle; hiç bir cihazınıza uymayacak microUSB ile tamamen uyumsuz bir kablo, kendisi ayrıca pahalı da.

Lightning ‘i çok gömüyorum evet, yalnız bir artısı, iLuv ‘dan aldığım araç-içi şarj cihazım microUSB ile N9’u şarjda sürekli sıkıntı çıkarırken, Lightning ‘i iLuv ‘a bağladığımda ise iPhone 5’i harika şarj ettiğini fark ettim. Araçlarla çok daha uyumlu çalışıyor bu ikili. Yalnız bunlar microUSB ile çözülemez miydi, o var.

Navigasyon/Araç-içi

Konumlama çok başarılı demiştim, yalnız Haritalar uygulaması pek bir şeye benzemiyor, lokasyon istediğinizde size basitçe bir ok çizip “10 km düz, hadi baba” diyor sadece, kalan zaman/yol gibi bilgileri araç sürerken okuyabileniniz varsa durmasın ralli pilotu olsun, o derece küçük küçük yazılılar. Ayrıca anlık hızınız, o yolun hız limiti gibi bilgileri göremiyorsunuz, zira bir bilgi ekranı da mevcut değil. Dahası, onun istemediği yolu seçerseniz, tam bir Apple kafasıyla sizi kendi yoluna sokana kadar ısrarları kesinlikle bitmeyecek. Özetle; Konumlaması çok becerikli, çok da hızlı, uygulamalarla entegrasyonunu da çok beğeneceksiniz. Yalnız aracınızda bunu navigasyon olarak kullanırken az da olsa bir sinir olacağınız kesin.

Araç-içindeyken Siri gerçekten çok başarılı, tabii İngilizce konuşabildiğinizi varsayıyorum. Hiç elinizi değmeden (home tuşuna basılı tutmak hariç tabii) müziği açtırıyor, istediğiniz parçaya geçiyor, oradan navigasyona dönüyor, biraz sonra arkadaşınızı arayıp, sonuna da bir hatırlatıcı ekleyebiliyorsunuz. Daha ne yapsın Siri sizin için, lahmacun mu söylesin?

Kullanımda iPhone ilgi dağıtmayan, sakin bir araç-içi cihaz, Siri ve sakin arayüzlü Haritalar uygulaması sayesinde ekrana hiç dokunmuyorsunuz, dikkatiniz yolda kalıyor. Üçüncü parti uygulamaların iOS’un en önemli fonksiyonu olduğunu kavradığınız anda, bu deneyimi bir sürü uygulamayla genişletme imkanınız var.

iOS

iOS hakkında çok atıp tutmayacağım, zira üç aşağı beş yukarı biliyorsunuz bunları. Kapalı bir sistem, özellikle kapalı olsun diye uğraşılan bir sistem. 2007 ‘den beri üç aşağı beş yukarı aynı göründüğü için denk gelmemiş olmanıza da imkan yok. Dikkatimi çeken bir iki noktası var, o kadar.
iOS, beklediğiniz üzere çok hızlı. Üstelik gündelik kullanımda işinize yarayabilecek türlü çeşit kısayolu, hareketi var, yalnız bunları bilmek gerek, zira SWIPE tarzı doğal şeyler değiller, keşfediyorsunuz. Sistem oldukça da stabil, dakikası dakikasına uyuyor.

Sanal klavyesi yine tam anlamıyla 2013 standartlarında. Sıkış tıkış bir Türkçe klavyesi mevcut, alışmak resmen atla deve oluyor. Bu klavyenin, 300 liraya alabileceğiniz bir Android ‘de bile mevcut olan Swype ‘si yok, ona alıştıysanız, bunda yine eski “tıkır tıkır yazma” hissine geri dönecek, aradaki hız farkını yaşayacaksınız. Ha bir de, “tıkır tıkır” da yazamıyorsunuz, zira Haptic Feedback de yok, tık tık sesi geliyor, ancak cihaz buna göre titremiyor. Kullanıcı kılavuzunda matah bir şeymiş gibi gösterilen Dikte özelliğini sadece İngilizce yazarken kullanabileceğinizi hatırlatmakta fayda var.

Aramaları aşağı atamadığınızı biliyor muydunuz? Ama atamıyorsunuz işte. O an AIDS’e çare de buluyor olsanız, anneniz arayabilir, ve onu aşağı atıp işinize dönemiyorsunuz. Bunu bu şekilde dizayn eden mühendisin karısı muhtemelen telefonları geç açma huyuna sahip, cezasını kullanıcılar çekiyor. Google Contacts veya Windows Contacts kullanmıyorsanız, bu yakınlarda da kullanma düşünceniz yoksa, iPhone ‘dan bir başka markaya, bir başka markadan iPhone ‘a kişi taşımanızı izlemek çok keyifli olacak. YouTube ‘a da koyun, sinirden domates gibi kızarmanızı milyonlar izleyebilsin.

Android ‘e kıyasla çok daha verimli, rahat, akıcı bir sistem iOS. Saçmalıkları var, bana en gıcık gelen üçü yukarıdakiler zaten. Sistemin geliştirilme potansiyeli ise maalesef uygulamalarla sınırlı, yani sadece bir ikonu olan, basıp kullandığınız geliştirmeler mümkün. Jailbreak yapmadan iOS ‘u kişiselleştirme, yeni fonksiyonlarla geliştirme şansınız yok, neye sinir olduysanız ona sinir olmaya devam edeceksiniz. iPhone ‘u bir hafta kullandıktan sonra hem iOS ‘u pratikliğinden dolayı takdir etmeyi, hem de bilerek yapılmışcasına sinir bozucu özelliklerinden “neden Apple’dan nefret ettim” listeleri yapmayı öğreneceksiniz.

Son bir not düşmek gerekirse; iTunes dünyanın en gereksiz yazılımı. Maalesef Jailbreak yapmazsanız hayatınızın yarısını ele geçirecek, sizi sürekli yedeklemeler, saçma sapan iTunes Store ve telefonunuza müzik eklemek için bile mecbur kaldığınız iTunes arayüzüne (ha evet, onu da başka şekilde yapamıyorsunuz, bunları önceden bilmiyorduysanız Internet ‘te listeler var, bir okuyun) alışmanın vakti gelmiş de geçiyor.

Safari

Safari, iOS ‘un web tarayıcısı. Oldukça hızlı, ve genellikle de iyi çalışıyor. Yalnız Flash desteği yok, hızını biraz da buna borçlu. Yalnız en fazla 8 tab sınırı var, dokuzuncuyu açmak için biri kapatmak gerekiyor. Jailbreak ile 20 tane açtım, yavaşlamadı, bu da bir  başka gereksiz sınırlama maalesef. Safari ‘nin sayfaları gösterme yeteneği ve hızı oldukça etkileyici, yalnız Internet sitelerinin iPhone ‘a özel yaptığı arayüzlerden kaçabilmenin yolu yok, ancak jailbreak ile mümkün bu. Bir başka kısıtlama da Safari ile dosya indirmek mümkün değil.

Safari hızlı ve etkileyici, ancak iOS ‘un geri kalanı gibi anlamsız birkaç sınırlamadan nasibini alıyor.

Çoklu Görev

Apple, iPhone ‘da multitasking (çoklu görev) desteği mevcut diyor. Siz ona pek takmayın. iPhone ‘da çoğu uygulama için “dondurma” tarzı çözümler mevcut, RAM tam 1GB ama siz onu pek kullanamayacaksınız, sürekli bağlantıda kalmayan uygulamalarınız genellikle donuk vaziyette bekleyecekler. Sistem genelinde uygulanan 600 saniye (10 dakika) sınırını geçen her uygulamanız size çalışıyor gibi yapıp ölü taklidi moduna geçecektir. Bunun artısı tabii ki şarjınıza ve sistemin bu denli akıcı olabilmesine, eksisi ise zaman zaman daima çalışsın isteyeceğiniz IRC, indirme yöneticisi vs. uygulamalarınızı kesip sizi sinir etme ihtimalinde.

iCloud

Bundan bahsetmek şart. iOS ‘daki en beğendiğim fonksiyon belki de bu, iCloud, harika bir senkronizasyon ve yedekleme servisi, cihazınızla beraber bir miktar ücretsiz alanla size sunuluyor.

Senkronizasyon özelliklerinden çok, beni etkileyen yedeklemesi oldu. iCloud öyle bir yedek alıyor ki, tüm cihazınızdaki kişileri, SMS’leri geçtim, fotoğraflarınızı, tüm kurulu App’lerinizi, onların her bir kaydını, ayarını, hatta jailbreakli applerinizin bile ayarlarını, Safari ‘deki açık sekmelerinizi bile alıyor, hepsini de mükemmel bir şekilde bir başka iPhone ‘da, ya da sıfırladığınız cihazınızda aynen geri açıyor. Şimdiye kadar gördüğüm açık ara en başarılı yedekleme ve geri yükleme Apple ‘da, iCloud ‘a dayanıp iPhone 20 de çıksa senkronize ede ede, verilerinizi koruya koruya gidebilirsiniz. Mükemmel bir yedeklemesi var.

Apple yardımı/Apple chat

Olur da bir gün yolunuz düşer, Apple ‘ın destek sayfasında bir de Chat hizmeti sunuluyor, tabii İngilizce. Bunu da sizin için denemiş oldum. Apple ürün desteği, tıpkı Microsoft gibi sizi hiç bekletmiyor, hemen sıranızı veriyor ve derdinizi anlatabiliyorsunuz. Yalnız karşınızdaki insanın muhtemelen bir iPhone ‘u yok, varsa da arama/sms/facebook üçlüsüne sabitlemiş kendini. Zira en basitinden, iPhone ‘un Bluetooth ‘u nasıl açılır, nasıl çalışır onu bilmiyor ki, size kaputun altında yardım etmesine zaten imkan yok. Ayrıca aynı soruları 3’er 5’er dinleyecek, en az 1 saatinizi bu adamlara vereceksiniz, defalarca üstlerine soracaklar, en sonunda üstlerine yönlendirecekler. Sonuçtan da memnun kalır mısınız, o biraz şüpheli. Apple ‘in çevrimiçi desteği çoğu anlamda çok verimsiz, zaman kaybı.

Jailbreak!

iPhone’unuzun eksiklerini, gediklerini kapatıp, ihtiyaç duyduğunuz pek çok fonksiyonu kazandıran, tamamen farklı özellikler ekleyen altın kapının anahtarı Jailbreak. Burada çok detaylı bahsetmeyeceğim, çünkü ayrı bir yazıda benim kullandıklarımı paylaşmayı düşünüyorum. Jailbreak ile iPhone ‘da eksik gördüğünüz bir çok yeri kapatıp, yepyeni bir iPhone 6 yapabilir, hatta muhtemelen iPhone 10 olsa gelmeyecek özellikleri kendiniz ekleyebilirsiniz. Tek başına üstüne en az bir yazıyı hak eden, yapıldığında iPhone ‘un değerini kafadan iki katına çıkaran bir çözüm bu. Tabii Apple önüne geçmek için elinden geleni yapıyorsa da, jailbreak ‘in önü pek kesilecek gibi de değil.

 

Sonuç

iPhone 5, işin gerçeği ortalama bir cihaz. Her şeyiyle standardı belirliyor, ancak üstüne koyup koymadığı biraz şüpheli. Dikkatimi en çok çekenler, iPhone ‘un hızı ve akıcılığı, bazı basit çözümleri, iCloud ‘u -ki tek başına bir özellik bu- ve en çok da elbette ki App Store oldu. App Store, tek başına iPhone ‘u sattıran ana özellik, ve evet, gerçekten de “There’s an app for that!”. App Store ağzına kadar tıka basa sosyal medya, her tür değişik kullanımınız için yerel ve küresel uygulamalar ve dünya kadar oyunla dolu. iBooks, her ne kadar son derece kısıtlayıcı olsa da, özellikle edebiyatla alakanız biraz varsa, pek çok ücretsiz klasiği barındırıyor. Kullanmadığım için iTunes ‘i bilemiyorum, muhtemelen o da bir çok sanatçının DRM’li müziklerini sonsuza kadar iPhone kullanırmışsınızcasına satıyordur.  iPhone ‘un güçlü yönleri gerçekten güçlü ve onu ayırıyor, ancak kötü yönleri de aynı şekilde gerçekten kötü ve yine onu tüm diğer kötülerden ayırıyor. Çoğu, aslında resmen bilerek konulmuş, jailbreak ile çoğundan kurtulabildiğiniz kısıtlamalar, ve günün teknolojisine uymak/geliştirmek konusunda genel isteksizliğiyle birer Apple harikası. App Store ile ilgili son bir söz söylemek gerekirse, Apple’ın uygulama mağazası daima güncel, sürekli yeni ve eğlenceli uygulama/oyunlarla katalogunu genişletiyor ve sadece burada bile sonsuza kadar vakit geçirmek istemek mümkün.

iPhone, üzerinde uğraşırsanız, kullanılabilirliği artan, hatta bunu söylediğime inanmak güçse de, kendini sevdirebilen bir cihaz. Ancak N9 gibi bir aşk yok ortada, biraz daha sevgi/nefret ilişkisi kuruyorsunuz bir yerden sonra. İyi yaptığı şeylerle sizi gerçekten şaşırtabilirken, kötü yaptıklarıyla da aynı derecede şaşırtmayı başarıyor. Günün sonunda, iPhone, eğer siz isterseniz ve uğraşırsanız, başarılı bir akıllı telefon, ancak fazlası da değil, iPhone kesinlikle ne teknolojinin son harikası, ne de teknolojinin gideceği/gitmesi gereken yer. iPhone, adından da belli olduğu üzere bir telefon, ve yaptığı işte o şekilde bıraktığınız sürece de iyi. Ancak amaç ne kadar kurcalamak, ne kadar geliştirmek olursa, önünüze o seviyede yeni engeller çekmekten de vazgeçmeyeceği kesin. Peki ben mi? Ben, şimdilik kendime göre ayarladığım jailbreak’li, tepeden tırnağa oynanmış iPhone 5’imi  tutmayı düşünüyorum. Ne zamana kadar derseniz, Linux tabanlı sağlam bir alternatif gelene kadar. İşte o gün kendisinden kurtulmakta da 2 kez düşüneceğimi, ne yalan söyleyeyim, pek sanmıyorum.

Yorum Yazın