2 Yılın Ardından, MeeGo’yu Nasıl Bilirdik?

n950ven9

2 yıl önce bu günlerde, MeeGo Türkiye ‘de yayınlayacağımız bir inceleme hazırlıyordum, o dönemde MeeGo ‘yu takip ettiyseniz, bunun Nokia N9 incelemesi olduğunu biliyorsunuzdur. Geçen süre, ve tabii ki Nokia ‘nın “stratejileri”, MeeGo ‘yu da, N9 ‘u da bir anlamda tarihin tozlu sayfalarına doğru itekledi, N9, 2 senedir zamanda hareketsiz, yeni bir güncelleme, tünelin ucunda bir ışık olmadan öylece, bir grup seveninin elinde dolaşıp durdu, MeeGo ‘nun çok önde başladığı yarışta zamansız ölümünden sonra hala, N9 ‘un mirasına sahip çıkıp, bayrağı alıp götüren bir ürün ortaya çıkabilmiş değil, diğer yandan MeeGo ‘nun huzursuz ruhu, tabutundan ara sıra fırlayıp, eski kullanıcılarının rüyalarına girmeye, kendini hatırlatmaya da son vermiyor. Akıllı telefonlar, geçen zamanda hem donanımsal, hem de yazılımsal olarak çok ilerlediyse de, gözden kaçan bu güzellikleri, forumdan bir arkadaşın sayesinde ulaştığım UnleashThePhones.com ‘un yazısıyla  bir kez daha anımsadım. Yaklaşık bir yıla yakındır iPhone kullanırken, kendimce en çok özlediklerimi de ben yazayım dedim:

  • SWIPE Arayüzü. Basitçe söylemek gerekirse; N9 ‘un üzerine, kullanım kolaylığı ve doğallığıyla bu arayüzün önüne geçilmiş bir rakip, aslında bugün hala piyasada yok. Harmattan ‘ın 3 ana ekranı, cihazın neredeyse bütün özelliklerine kolayca erişim sağlayabiliyordu, herhangi bir uygulamayı tutup “fırlatarak” kapatabiliyordunuz. Nokia ‘nın, N9 ‘da neyi başardığını, birkaç satırda anlatabilmem mümkün değil, ancak 15 dakika da olsa onunla vakit geçirenler bu arayüzün kıymetini sonraki yıllarda da unutamadılar. N9, hiçbir yazılımsal (Android) ya da donanımsal (iPhone) tuş olmadan, akıcı bir akıllı telefon deneyimiydi. Nokia ‘nın kendi sloganıyla: “All it takes is a swipe.”
  • N9’un Ekranı. Swipe hareketleriyle uyumlu bir şekilde tasarlanan N9 ekranı, hem son derece şık hem de bir o kadar kullanışlıydı. Bugün hala o ekranın siyahlarını, bariz teknik kısıtlamalardan ötürü, bir iPhone ‘da görmeniz mümkün değil. Siyah bir N9’da, ekranın bittiği yerle kasayı, çoğu durumda ayıramazdınız. Bu da beni bir sonraki maddeye getiriyor:
  • Tasarım. Elbette son derece göreceli olabilir ama, N9’un polikarbonat kasasını görüp de beğenmeyen kimseyi tanımıyorum. N9, hem çıktığı dönemde, hem de -göreceli olsa da, bence- hala zarif tasarımıyla kendini diğer rakiplerinden kolayca ayırabiliyor. Mavi N9, kot cebinizden çıktığı gibi etrafına ışık saçarken, Siyah N9’un herhangi bir ağır kıyafetle, göze son derece hoş geleceği kesin. En önemlisi de; bütün bunları konuşurken, neredeyse hemen her rakibi, birbirinin ve önceki modellerinin aynısı tasarımlardan, bugün bile yılmış değiller. Nokia bile bunun kıymetini anlamış olmalı ki, 2 sene sonra, hala aynı tasarımı kopyalayıp kopyalayıp farklı model isimleriyle pazarlıyor. Bu taklitlerin, aslını epeyce bir yücelttiğine şüphe yok.
  • Arayüz Bütünlüğü. Bugün hala iOS7 ‘nin ikonları, gerçek şu ki gözlerimi acıtıyor. Tasarımın tam olarak ne olduğu, baskın rengin hangisi olduğu, neyin nerede olduğu düzenli olarak arayüzler arasında değişiyor. Gerçi bu iyi hali, zira bir önceki sürümde, neredeyse hemen her uygulama farklı bir arkaplan ve renk tonuna sahipti ki (10 numara uzman örneği: Game Center), cebinizde taşıyabileceğiniz 5 farklı telefon modeli arasında ancak bu kadar fark olabilirdi. N9 ‘da ise, tam bunun aksine, tasarımın tamamı, etkileyici bir şekilde “aynı” idi. Alttaki menü barının, üstteki arama kutusunun orada olduğunu, o uygulamayı ilk açışınızda bilebiliyordunuz, çünkü daha önce kullandığınız tüm MeeGo uygulamalarında da bunlar korunuyordu. Bugün, üreticilerin -özellikle de markasını tasarım/kullanım kolaylığı ile eşleştiren Apple ‘ın- bu bütünlüğe hiç özen göstermeyişi, bir kez daha N9’u özletiyor.
  • Bekleme Ekranı. N9’un 7/24 açık bekleme ekranı, çok az bir güç kullanarak kullanıcıya cihazı hakkında anlık bilgi verebiliyordu. Sadece anlık tarih ve saat de değil, gelmiş bir bildirimi, mesajı, aramayı, telefonun ekranına hiç dokunmadan görebiliyordunuz. Dahası N9’un bekleme ekranı, sistemin geri kalanı gibi tamamen özelleştirmeye açıktı. Burada isterseniz anlık hava durumunu, isterseniz maç skorlarını, hatta kalan dakika ve SMS hakkınızı (operatörün USSD kodları sayesinde) görüntülenebiliyordu. Bugün, kalan SMS hakkımı görebilmem için, iPhone ‘da bir uygulama açmam, kullanıcı adımı/şifremi girmem ve 2 farklı menüyü gezmem gerekiyor, aralardaki yükleme çubuğu da cabası. Bu özellik Nokia tarafından bile daha başarılı bir şekilde taklit edilemedi, iPhone adına ise, ekranın yapısından dolayı pratikte mümkün olmayan bir özellik. Masada öylece duran bir telefonun, sahibine bu kadar bilgi aktarabilmesi, halen şimdiye kadar benzeri yapılamamış bir başka N9 özelliği.
  • İstediğimi Yapabilmek. N9’un en önemli artılarından biri de tam olarak buydu, kullanıcının istediğini yapmasına izin vermek. Bu sayede, bugün halen iPhone ‘da imkansız olan uygulamalar, o dönemde N9 için var oldular. OBD sayesinde arabanızın arıza kodlarını okuyup silebiliyor, kendi araç servisiniz olabiliyordunuz. GBA/NES/PSX gibi türlü çeşit farklı konsolun emulatorleriyle, binlerce oyunluk bu arşivlerden, seçtiğinizi oynamak mümkündü. MusiKloud adında bir uygulama, SoundCloud üzerinden istediğiniz her şarkıyı telefonunuza doğrudan indirebiliyordu (buna Apple ‘ın izin verdiğini hayal etsenize), AirCrack ile, gittiğiniz bir mekanın kablosuz internetine çaktırmadan kanca atabiliyordunuz. Bu ve pek çokları, N9 ile birlikte, bir anlamda tarih oldular. Bu ihtiyaçların çoğuna -hepsi değil- Android cevap verebildi, iPhone ile ise, jailbreak yapabiliyorsanız, sadece o zaman, kıt kanaat istediklerinizi elde edebilmek ancak mümkün.
  • Kullanışlılık. N9’un işletim sistemi, her anlamda mantık ve işlevsellik üzerine kuruluydu, N9 ‘unuzu bir flash bellek gibi PC’nize takıp, veri aktarımı yapabilmek, bugün hala bir iPhone için lüks. iTunes ve saz arkadaşları olmadan -ki kendileri nereden baksanız 100MB indirtirler-, basit bir MP3 ‘ü kopyalamak söz konusu değil. N9 ‘un, her ihtiyaca bir cevabı varken, iPhone ‘da kendi müziğinizi zil sesi yapabilmek için uygulama indirmeniz gerek. Ya da bir fotoğrafın, ne zaman çekildiğini öğrenebilmek için, ya PC’nize bağlamalısınız, ya da bir başka uygulamadan medet ummanız şart. iPhone rehberinde Gruplama özelliği var, ama garip bir şekilde yeni bir grup oluşturamıyorsunuz cihazda. Bunun için de ayrı bir uygulama şart. Rehberden aynı anda birden çok kişi silemiyorsunuz, bir uygulama da bunun için var. Internetten dosya indirebilmek istiyorsanız, o da öyle kolay kolay mümkün değil. Örnekler arttırılabilir, ancak İşin gerçeği, Nokia N9’un aksine, iPhone ‘ların kendi kendilerine yetebilen aletler olmadıkları. Android ise, en azından bu noktada da N9 ile skoru hemen hemen eşitlemiş durumda.
  • Haptic Feedback. N9’da hem klavyede, hem de arayüzde gerekli yerlerde, titreşim motorları ile her bir dokunuşunuza net bir tepki alabiliyordunuz, telefonunuz, dokunuşlarınıza tok, net titreşimlerle cevap verebiliyordu. Bu halen Android ‘de, 2 sene önce MeeGo ‘da başarıldığı kadar oturtulmuş olmadığı gibi, iPhone da ise bu seçenek mevcut bile değil.
  • Birkaç küçük detay daha, aklıma gelenlerden. Biri kesinlikle “aramaları aşağı alabilmek”. iPhone ‘da söz konusu olmayan bu özellik, basitçe, bir aramayı istemiyorsanız aşağı atabilmenizi (çat diye karşı tarafa kapatmak yerine) sağlıyordu. iPhone da ise, o sırada kansere çare de arıyor olsanız, annenizden gelen aramaya cevap vermeniz şart, aynı şekilde, hırslı bir oyunun tam ortasında, gıcık bir arkadaşınız, bir aramayla oyunun kapanmasına sebep olabilir, engel olmanız ise, eğer aramaları tümden kapatacak kadar ileri gitmezseniz, mümkün değil. Yine aynı şekilde, iPhone ‘un navigasyon uygulaması halen aracın saatteki hızını göstermediği gibi, yolun hız sınırı, ve buna bağlı uyarıları da sunamıyor. Bütün bunlar, sadece tek bir ürün vermiş MeeGo ‘da, standart olan ufak, şimdiyse unutulmuş detaylardı.

Bunlar sadece bir kısmı, belki de benim en çok eksikliğini hissettiklerim, muhtemelen daha unuttuğum türlü çeşit güzellik, sektörü domine eden 2 işletim sistemi arasında unutulup gitti bile, diğer Nokia ürünlerinin en iyi yanlarıysa, zaman geçtikçe unutulup gidiyor, tıpkı N900 ‘ün harika klavyesi ve dizüstü bilgisayarlara kafa tutmaya gelmişçesine uçuk alanı kapsayan WiFi anteni gibi. N9 incelemesinin sonundan, 2 yıl önceden son bir satırla bitireyim bu yazımı:

“Güzel. Basit. Muhteşem. Yanlış zamanda, yanlış yerde. Zamansız. Nokia N9, mutlu sonla bitmeyen ama her kelimesinin tadını çıkartmak isteyeceğiniz bir hikaye.”

3 yorum yapılmış

  1. Birkaç şey vardı ama tam hatırlayamıyorum, http://meegoturkiye.org burada forumda bir arama yaparsanız muhtemelen ulaşırsınız. Ya da ingilizce olarak iyi bir başlama noktası: http://talk.maemo.org/showthread.php?t=82348

    Wi-Fi Sniffing yapmak sadece bir uygulama yükleyip başlayabileceğiniz kadar kolay olmayacaktır, ancak biraz uğraşınca halledersiniz :)

  2. Merhabalar hocam n9 için bildiğiniz wifi sniffing uygulaması varmı acaba ?

  3. harika bir,inceleme ve kullanıcı yorumu.teşekkürler.

Yorum Yazın