Nedir bu Jolla?

Jolla, çoğunluğu Nokia’dan tanınmış eski yüzlerden oluşan, Finlandiya menşeili bir akıllı telefon üreticisi. Daha doğrusu geleceğin üreticisi, zira henüz piyasaya çıkmış bir ürünü yok Jolla’nın, bunun için 2013’ü beklemek gerekecek. Peki nedir Jolla, nasıl bir profil çizer, neden önemli?

Jolla’nın asıl ürünü Sailfish OS. Sailfish’in ne olduğunu anlamak için, biraz Mer ‘i anlamak, ancak esasen MeeGo ‘yu ve onun SWIPE arayüzünü anlayabilmek gerek. Dolayısıyla bu son bahsettiğim iki kelimeye aşina değilseniz Google şimdiden sizleri bekliyor. Sailfish, Mer tabanlı bir mobil işletim sistemi, Mer de, zamanında Maemo’nun Diablo sürümünün yerine geçmek için yazılmış, Maemo Reconstructed adında bir proje. Sonradan revize edilip Mer Project haline geldiğinde ise, Qt/QML ve HTML5 tabanlı bir temel mobil dağıtımı halini aldı. Şuanki proje, tabanını MeeGo’dan alıyor, Tizen ile de beraber bir şeyler yapmayı “planlıyor”.  Peki Mer neyi yapmıyor dersek, Mer, ekranı gösterene kadar var, bundan sonraki donanım adaptasyonu ve arayüz kısmında ise yok. Dolayısıyla sadece Mer ‘i kullanarak günlük hayatınızda kullanacağınız bir akıllı telefon elde edemiyorsunuz, daha çok inşaatın temel kısmı denebilir Mer için.

İşte Sailfish’in ortaya çıktığı nokta da burası, Mer ve Nemo Mobile’i temel alıyorsunuz, bir ürün olarak satılabilecek bir mobil işletim sistemine çeviriyorsunuz. Sailfish OS oluyor. Peki neden bu gerekli? Bunun açıklaması da Nokia’nın MeeGo Harmattan’daki bir miktar çuvallaması, ya da “politik olarak doğru” olmak gerekirse, yönünü başka bir yere çevirmesi. Nokia, yönünü Windows Phone’a çevirdiğinde, arkasında SWIPE gibi şahane bir arayüz, çok umut verici bir Linux tabanlı platform ve hali hazırda kullanılabilir, gerçek bir örnek bıraktı. Bugün Jolla, Blackberry ve Mozilla, denebilir ki (tabii ki üçünün de son ürünleri piyasada olmadığından, spekülasyon bu) bu harika çalışmanın meyvelerini, Nokia ‘nın yerine toplamak için çalışıyorlar. Zira ortada daha önce eşi benzeri yapılmamış bir sistem (ki bugün hala MeeGo Harmattan, denebilir ki pek çok yönden eşsiz) var, bu sistem hem kullanıcı etkileşimini önplana alıyor, hem de basit, uygulanabilir, konforlu ve hafif. MeeGo’nun teknik altyapısından çok, MeeGo’nun tasarımı, altında yatan fikir değerli. Tabii sadece bu da değil, hali hazırda kullanılabilir, en azından bir kısmından faydalınabilir bir Linux çözümü olarak da işe yarıyor MeeGo, en büyük yaptığı işse, yaratıcı/yenilikçi bir tasarımla (SWIPE) harika bir altyapının (Linux ve tabanlı araçları) ortaya çıkartabileceği sonuç için bir örnek teşkil etmesi. Daha da iyisi, tüm bu işi yapıp bu ürünü çıkaranların, bir şekilde bunun meyvesini toplamıyor olması.

Devamını oku…

22 Ağustos Sansürünü Aşma Yolları

Devlet baba 22 Ağustos itibariyle Internet hayatımızı iyice bir eline geçirip kafasına göre düzenlemek istiyor; artık DNS değiştirmek işe yaramayacak, yasaklamalar IP-tabanlı olacak ve aşmaya çalışanlar için yaptırımlar uygulanacak. Bu durumda biz ne yapıyoruz? Aşıyoruz tabii! Bize dayatılan hiçbir kısıtlamaya etkili bir tepki veremeyen zavallı bir ülke olduğumuza göre en azından bireysel önlemlerle günü kurtarabiliriz.

İşin sosyal kısmını bir yana bırakıp tekniğine bakarsak, mevcut ve gelebilecek kısıtlamalar şu şekillerde olabilir:

  • DNS yasaklama/yönlendirme: Bu zaten şimdiye kadar uygulanan modeldi ve nasıl aşacağınızı biliyorsunuz.
  • IP-tabanlı engelleme: Bu da yeni yöntem olacak, temel olarak mesela XX.XXX.XXX.XX şeklinde bir IP’yi sansürlediğinizde üzerindeki tüm alanadlarına erişimi kapatmış oluyorsunuz. OpenDNS tarzı alternatifler burada yemiyor.
  • URL-tabanlı keyword engelleme: Bu henüz uygulanmadı ama yakın gelecekte uygulanabilir, mesela “haydar” kelimesini (evet, haydar.) engelliyorsunuz, aranelsurion.org/iş-aş-haydar-baş bağlantısına erişimleri kapatabiliyorsunuz. Bu muhtemelen yine DNS üzerinden yapılır, ki onu aşabiliyoruz.
  • Paket-tabanlı keyword engelleme: Bu da bir üsttekinin sadece web erişimini değil, IRC, e-posta, FTP gibi her formatta desteklenebilir olanı. Belli keywordlere göre bir paketin ulaşımına engel olunuyor.

Devamını oku…

Animeler: Suzumiya Haruhi no Yuuutsu, Lovely Complex ve Welcome to the NHK

Üç yeni animeden bahsedeceğim bu sefer; Suzumiya Haruhi no Yuuutsu, yaşadığı evrenin bir tür tanrısı olan ancak bunu hiç farketmeyen, farketmediği gibi paranormal olaylara meraklı ve yaramaz bir kızın hikayesi, Lovely Complex ise animelerde aşk konusunu bitirmiş, aşmış diyebileceğim bir yapım, Welcome to the NHK ilk ikisi kadar hafif değil, biraz daha daraltıcı ve ciddi diyebileceğim bir anime, herhangi bir işte çalışmayan, okumayan, hatta evden dışarı bile çıkamayan bir “hikikomori” (nerd’ün küpünü alınız) hikayesi. Vakit kaybetmeden başlayalım isterseniz:


Devamını oku…

Nokia, Özgür Yazılım Dünyasından Ayrıldı


Nokia ve Microsoft’un sunduğu canlı webcast birkaç dakika önce bitti, sanıyorum ki FOSS’un, özellikle mobil Linux’ların yiyebileceği en ağır darbelerden biri oldu bu, Maemo ile birlikte ilk kez ana akım cihazlarda GNU/Linux görmeyi beklerken, Nokia tüm FOSS camiasından ayrıldığını açıklamış oldu.

Kısaca gelişmeler şöyle: Artık Nokia R&D (Araştırma/Geliştirme) bütçesini kısacak, Symbian’ın gelişimine tamamen son verilecek, Ovi mağazası Microsoft Marketplace’e entegre edilecek, MeeGo’ya yapılan yatırım %50 oranında kısılacak, Qt için bir açıklama gelmedi sanıyorum ama, ona da Nokia’nın destek vermek için bir amacı yok, çünkü Nokia Windows Phone kullanan yeni cihazlarında Qt kullanmayacak. MeeGo ilk defa bu kadar büyük bir güçle, mobil cihazların etrafını (netbook,IVI,smartphone,tablet..) saracakken Nokia’nın bu yaptığına küfür etmemek çok zor. Sonuçta Nokia, Dell gibi, HTC gibi sadece cihaz üreten uyduruk bir üreticilerden biri olacağı gibi, tüm geliştirme projelerinin fişini çekiyor ve FOSS desteğine son vererek baş düşmanlarından biri olan Microsoft ile anlaşıyor.

Devamını oku…

Animeler: Angel Beats, HotD, Chobits

Angel Beats

Bu yaz çok anime izleyecektim ben sözde, işin gerçeği 13 bölümlük Angel Beats’i yeni bitirdim, Highschool of the Dead ise geleceği pek belli olmayan bir bekleme sürecine girdi şuan, yeni bölüm çıkıp çıkmayacağı bile belli değil. Bir de Chobits bitirdim, ondan da ayrıca bahsetmek istiyorum. Ama bu ilk ikisini arka arkaya izleyince kafamda iyi Anime nedir, ya da ben neyi seviyorum, şekillendirmiş oldum. Bu arada animelerle ilgileniyorsanız MyAnimeList servisine mutlaka göz atmanız lazım, uğrarsanız bana anime tavsiye etmeyi unutmayın.

İkisinin hikayesine de bir özet geçersem, Angel Beats, yeni ölmüş gençlerin gittiği bir tür Araf diyebileceğim bir yerde, ölümü kabullenemeyip tanrıya ve meleğe savaş açmalarını konu alıyor. Böyle anlatınca çok ciddi bir mevzuymuş gibi gelebilir ama aslında Angel Beats oldukça komik, hızlı ve eğlenceli bir anime, 13 bölümün nasıl geçtiğini anlayamıyorsunuz bile. Konu aslında savaşı değil ölümün etrafında şekilleniyor. Highschool of the Dead, bildiğimiz Holywood tarzı zombi filmlerine benziyor, Dünya zombi kıyametini yaşıyor, bir grup öğrenci de bu karmaşadan çıkıp ailelerini bulmaya çalışıyorlar. Bu iki anime arasındaki her şey farklı aslında. HotD ağırlıklı olarak aksiyon, aksiyon, aksiyon, parçalanmış zombi cesetleri, fan service, daha fazla aksiyon, zombi cesetleri.. şeklinde giden bir anime, öyle ki tüm iyi çizime rağmen, karakter ve olay vasatlığından dolayı (bir zombi animesinde aklınıza gelebilecek her klişe var) zevk için bile ancak izlenebilecek bir yapım. Bunun tam aksine Angel Beats, aksiyon sahnelerine çok önem verilmeyen, ancak 13 bölüm için oldukça detaylı karakterlere ve olay örgüsüne, hikayede birden fazla sayıda twiste sahip ve bırakın fan service ağırlıklı olmayı, seride aşk adına görebileceğiniz en ufak detaylar bile hikayenin “bir kısmı” aslında. Yüzeysel bir tarifle HotD tek gecelik ilişkiyse Angel Beats yıllar süren dostluktur diyebilirim. (Konularına da uymuyor değil)

Devamını oku…