Debian/LXDE ile Eski Sistemi Diriltmek

Debian/LXDE

Bu yaz balkona yerleşmekte ısrarcıyım, havalar sıcak. Ancak çok afilli yeni masaüstü bilgisayarımı kucaklayıp bir oraya bir buraya götüremiyorum, balkonda oyalanmak için yeni bir dizüstü almak da istemiyorum, ben de elde olanı yeniden değerlendirmeye giriştim. Lenovo S10-3T: hoş tasarımlı, küçük ve dokunmatik ekranlı bir notebook, taşınabilir ve kozmetik açıdan halen başarılı sayılabilir. Ancak içindeki Atom işlemcisi ve Raspberry Pi ile güreşir 1GB RAM ‘iyle çıktığı zamanda bile parlamamış olması, onu 2015 için zor bir tercih yapıyor. (Öte yandan ücretsiz temin edilmiş bir cihaz olması benim için harika bir tercih yaptı) Bu Lenovo Windows 7 ile geliyor ve sinir bozucu seviyede yavaş bir deneyim sunuyor, 8 ve 10 ile de parlak bir tablo çizmiyor. Ubuntu da maalesef farklı bir sonuç vermeyince yolu Debian ile kendi çözümümü yaratmakta buldum. Eski Notebooklar -ve diğer PC’ler- için tarifim şu şekilde:

Böylesine düşük kaynaklı sistemlerde Windows beyhude bir çaba, zira hiç bir şeye karar veremiyorsunuz. Değerli işlem gücü ve RAM, alengirli efektler ve gereksiz araçlar arasında yok oluyor. Sonuçta elinize kalan vasat performansı da kabullenmek yerine eliniz cep telefonuna veya bir tablete uzanıveriyor haliyle. Linux dağıtımlar ise durumuna göre hemen her konfigürasyona öyle bir adapte edilebiliyor ki bir kez daha etkilenmekten kendimi alamadım.

Amacıma ulaşmak için hafif bir Debian kurulumu yaptım. Ağ üzerinden kurulabilen ISO ‘su sadece 250 MB kadar yer kaplıyor ve kablosuz ağ üzerinden birkaç dakika içinde seçtiğiniz paketleri ekleyerek kurulumu tamamlayabiliyor. Hafif olması amacından sapmamak için LXDE/Openbox ile devam ettim, daha hafifleri de var ancak bazı basit fonksiyonlardan vazgeçmek cazip gelmedi, daha düşük konfigürasyonlar için LXDE araçlarından kurtulup sadece basit bir WM ile de yola devam edebilirsiniz. Bu kurulum seçeneğinde yalnızca kablosuz ağ yönetimi için Wicd, ve temel masaüstü görevleri için  Iceweasel (Chrome ile değiştirdim), Libreoffice, Deluge ve LXMusic gibi birkaç yazılım yükleniyor. Kurulumdan sonra da ince kenarlı ve modern görünümlü -ve kurulu gelen- Nightmare temasını seçip, çirkinlik abidesi uygulama barını da transparan siyaha çevirince ortaya beklentimin çok üzerinde bir performans veren ve boşta yaklaşık 200 MB RAM tüketen, modern ve minimalist bir kurulum kaldı. Dokunmatik ekranın kurulur kurulmaz çalıştığını ve kurulu gelen PDF okuyucuda sayfa kaydırmak için kullanılabildiğini söylemiş miydim?

Donanımı zayıf kalan, eski bilgisayarlarınızdan modern çalışma alanları yaratmak birkaç adımda, bu kadar kolay. Debian zaten hafif ve hazır bir dağıtım. Ne yalan söyleyeyim, Linux dağıtımlarına tüm güvenime rağmen ben bile bu kadar kolay olmasını beklemiyordum. Kendi kullanımımda bahsi geçen sistemi Chrome ile Internet işlerim, YouTube, LibreOffice ile yazı yazmak, PDF kitaplar okumak, Sublime Text ile kod karalamak ve SSH/VNC istemcisi olarak kullandım. Tabii bunların hepsini değil, en fazla ikisini aynı anda yaparak. VNC istemcisini, yük gerektirecek işlerim için asıl makinemdeki Linux VM’lerime ulaşmak için yükledim, çok sık ihtiyacım oluyor dersem yalandır, daha bir kez açtım sadece. Çöp diye kenarda yatan bir notebook için harika bir kullanım alanı oluşmuş oldu.

Bir de kendi kullandığım ve şahsen önem verdiğim bir kaç ufak detay ve deneyimim var, onları da paylaşmak isterim:

Devamını oku…