Nereden Alışveriş YAPILMAZ: Vatan Bilgisayar

(Not: Olaylar yaklaşık 1 ay kadar önce oldu, vakit bulup üzerine yazamadım. Ama bu sayede hikayenin devamını da ekleme şansı kazandım.)

İş ahlakı nedir? Bence ticari anlamda iş ahlakı, verdiğiniz paranın karşılığını ya da şirket açısından düşünüldüğünde sunduğunuz hizmet karşılığı ücret almaktır. Bunu çok farklı düzlemlerde tartışıp, kapitalizmdi, komünizmdi ayırıp didiklemek istemiyorum, işin içinde ürün/para dengesi varsa iş ahlakı budur. Bu tanımı genişletirsek, Türkiye’de iş ahlakına uygun kurum bulunmadığını görürüz, mesela elektrik dağıtımını ele alırsak, aylık olarak ödediğiniz sabit ücretlendirme karşılığında o ay boyunca istediğiniz an elektrik servisinden yararlanabilmeniz gerekir. Ya da Türk Telekom’a ayda 49YTL gömüyorsanız, hızın size reklamda sunulduğu teorik değeri(100~kb/sn) yakalayabilmesi gerekir. Eğer her ay elektrik faturanızı günü gününe ve eksiksiz yatırıyorsanız, karşılığında elektriğinizin hiç kesilmemesini beklemeniz doğaldır. Tabii Hiçbir şey dört dörtlük, mükemmel olamayacağından hatalar olabilir ve müşteri bunu tolere etmelidir. Yani ayda yılda bir elektriğin kesilmesi tolere edilebilirdir. Ancak yaptığınız uyduruk sözleşmeye kıçını dayayıp, haftada bir evin elektriğini kesen şirketin yaptığı, yasal olabilir ancak etik değildir. %100 Uptime veremiyorsa veremediği servisi ücretten indirmesi lazımdır.

Devamını oku…

IM Adabı

MSN, ICQ, AIM. Artık her ne kullanıyorsanız, IM uygulamalarına bulaşmadan önce bilmeniz gereken şeyler var ve istemeden de olsa bir başkasının sinirlerini zıplatabilirsiniz. IM uygulamaları her şeyden önce noktadan noktaya iletişim kurma amaçlıdır, oturup boş muhabbet çevirme amaçlı değildir. Çok önemli bir sorununuz var, canınız sıkkın veya herhangi bir sebepten o an ulaşmak istediğiniz kişiye ulaşamıyor musunuz? Bu yazı sizin için. Sonuna kadar okuduğunuzda o kişiye ulaşmanızın artık bir önemi olmayacak. Tabii ki bende bu bağlantıyı “kısa cevap” olarak kullanmaya başlayacağım, eğer benden cevap alamadıysanız ya da daha iyimser bir tablo oluşturup, size bu bağlantıyı gönderdiysem lütfen devamını okuyunuz. Çok zor olmayacak ve çok acıtmayacak.

Devamını oku…

Satanist Evlat Arif

Devamı:

Üzerine yapılabilecek yorum var aslında. Çok şey söyleyebilirim. Çünkü talep var ki, bunu izleyip inanan öküzler var ki bu adamlar televizyonda yer işgal edebiliyorlar. Ama onun yerine, hiç bir şey söylemeyeceğim. Yalnız, eğer STVden birilerine falan denk gelirseniz, söyleyin, Arif’ten çok daha iyi rol keserim, 70 milyonu kandırırız valla. Kurtlar vadisi yüzüğüyle “hevi metalci genç” olmuyor, anlatabiliyor muyum?

Korsanı Marijinalize Etmek

Kaçınız scene gruplarını takip ediyor, ya da The Pirate Bay davasına ilgi gösteriyor bilemiyorum ama bildiğim bir şey var ki, Internet özgürlüğünün son günlerini yaşıyor olabilir.

Internet, bazılarınızın artık hatırlayamadığı bir geçmişte kalmış gibi olsa da, ülkemizde sadece bir kaç sene önce, kimsenin elini uzatamadığı, gerçek anlamda özgür, yasaların işle-ye-mediği bir yerdi. Kendi küçük kasabamızda mutlu mutlu yaşıyor, dataların akışını izleyerek mest oluyorduk, durum şu ki, artık o dünyada yaşamıyoruz. Kısıtlamalar ve sansür, bir kaç DNS oyunuyla görmezden gelinebiliyor, fakat mesele bu değil. Geçtiğimiz günlerde TPB aleyhine işleyen dava süreci bir kez daha gösterdi ki, egemenler ve şirketlerinin hedefi hackerler değil. Hayır, saysanız parmakla gösterilebilecek kadar az, bilgisayarla ilgilenen, GNU/Linux’tan zevk alan, amerikan filmlerinde şişman ve gözlüklü tabir edilen kitleyi hedef almıyorlar. Çünkü bu kitle, siz ne kadar sansürde yeni ufuklara yol açsanız da, mutlaka arkanızdan dolaşmanın bir yolunu bulacaktır.
Devamını oku…

Symbian İzlenimlerim

İzlenim dedim yanlış anlaşılmasın, ajandası var, mesaj kutusu şöyle şeklinde değil. Bu tip incelemeleri her yerde bulursunuz, bu sığlıkta açıklamaların da mantığını hiç anlamamışımdır. Ajandası var, OMG! Bu bir devrim. Hayır değil. Telefon alırken eğer önce megapikseline, bataryasına falan bakıyorsanız bu yazıyı anlamsız bulabilirsiniz. Ben öyle yapmıyorum, benim için telefonun işletim sistemi en önemli şeyidir. hızı, stabilliği, güvenliği, uygulama desteği, hack kapasitesi, kodlarının korumalı olup olmayışı, popülaritesi. En çok bunlar önemli. İki çift laf edeyim diye telefon almıyorum anlayacağınız.

Devamını oku…

"Linux Ölüyor" Safsatası

Yabancı bilişim medyasını takip ediyorsanız görmüşsünüzdür, “Windows 7 – The Linux Killer” yazan abartılı başlıklar falan. Gerçi medya abartmayı sever, bunu biliyoruz, her trafik kazasında bağırıp çağıran ebeveynler görmenizin sebebi budur. Ama bu artık gerçekten aptalca bir hal almaya başladı. Özellikle Digg’de gördüğüm en son “Windows 7 netbook pazarına bir ışık gibi doğacak..” hikayelerinden o kadar sıkıldım tarif edilemez.

Devamını oku…

Sansüre hayır (mı?)

Sansür konusunda tepki verilirken yapılan iki yüzlülükler midemi bulandırıyor. En çok duyduğum ise “Madem video o kadar kötüyse onu yasaklasaydınız, neden YouTube’u yasakladınız ?” şeklinde olanı. Ben bu sözü sarfeden insanların özgürlük peşinde olduğunu, düşüncelerini savunduğunu falan inanmıyorum. Bu sözü edenin tek derdi YouTube’da 2 video daha izlemek, YouPorn’da sarışın güzelleri seyretmek olabilir. Gerçek bir iki yüzlü davranış şekli bu. Özgürlüğün öylesi, böylesi, kuralı olmaz. BU insanların anlamadığı şey, sansüre tepki verilerek asıl vurgulanan şey bilgiye erişim özgürlüğünün elimizden alınmış olmasıdır, “yok şöyleyse yasaklayın da, böyleyse serbest olsun” kadar aptalca bir önerme olamaz.

Devamını oku…

PKD ve gereksiz önleme girişimleri

Pardus kullanıcısı olmayı bıraktığım bilmem kaç ay öncesinden bu yana,  Pardus konusunda doğrudan bir yorum yapmaktan veya kendi içlerinde yaptıkları bilimum-genellikle de saçmalık noktasına varabilen- tartışmalardan uzak kalmayı tercih ediyorum. Elbette Linux “beni ilgilendiriyor” , fakat uzun süredir Pardus’u bu kategoriye dahil edemiyorum.

Yalnız bahsetmeden geçemedim, Ozgurlukicin.com Gezegen’de gördüğüm bir olay beni hem şaşırttı-pek de değil- , hem de güldürdü. Olay şu, bir grup pardus kullanıcısı çok sevdikleri dağıtımları için “Pardus Kullanıcıları Derneği” adı altında bir oluşum yaratıyorlar ve bunun üzerine çalışmalara giriyorlar. Fakat buna karşılık olarak “Bizim iznimiz olmadan ismimizi kullanırsınız ha! Mahkemelerde süründürüz lan adamı” tarzında bir cevap geliyor, cevap tabii ki açıktan bu değil, onun yerine bir sürü referans vererek resmi dilde saçmalanmış, fakat basit Türkçe ile böyle açıklanabilir.

Birileri ürününüzü beğeniyor, onun için destekleyici bir dernek açıyor ve siz de desteklemek yerine kafa göz girişiyorsunuz, ne biçim tutum bu? Hayır, derneğin adı “Pardustan Nefret Edenler Derneği” veya “Anti-Pardus” gibi bir şey de değil, saldırganca tutum ne kazandırıyor size anlaşılmaz.

Bunların üzerine, bir isim konusunda bile bu kadar yırtıcı olunabilirken halen kendilerini bir nevi “özgürlük savunucusu” addeden insanlara hayretle bakıyorum, inanılmaz bir kendini/topluluğu kandırma yeteneği bu. Ubuntu vs. bir çok distro için zilyon tane farklı community açıldı, Canonical’in gidip daha işin başında birilerinin kulağını çektiğini hiç anımsamıyorum. Gerçi Pardus ekibinin, kendilerine bağlı olmayan “tek” Pardus topluluğu Pardus-Linux ve kardeşlerine sürekli saldırması, kullanıcılarını bir çok farklı sıfatla “yargılaması” alışılageldik bir durumdu, bir örneğini daha görmüş oldum, aferin.

PS: “enki” konusuydu, forum tartışmalarıydı, simge seti olaylarıydı, IRCden kullanıcılara “ayar verme” tarzında yazılardı derken Pardus adına bu konuda kitap bile basılabilir artık, ha bu kitabın birilerine faydası olacak mı, ya da geliştiricilerin azıcık olsun bulutlardan aşağıya inmesini sağlayacak mı, sanmıyorum.