Life Instructions (Geç Kalmış 2012 Yazısı?)

Beware! Kişisel yazı çıkacağk, kaçın kaçıın!

Yılbaşı -ve takip eden birkaç günü- ilk defa teknolojik aparatlardan uzak geçirerek, blogumda gelenekselleştirdiğim 1 Ocak yazılarını bu sefer kaçırmış oldum, aynı zamanda Aralık 2011, ilk defa blogumda “her ay en az 1 yazı yazmalıyım” görev bilincini deldiğim ilk ay da olmuş oldu benim için. Bununla beraber karar verdim ki, yazacak birşeyiniz olmadığı zaman yazmamak, tamamen boşlamak değil ama nadasa bırakmak daha anlamlı. Kısacası 2012’de burada daha az yazı bulabilirsiniz, ancak yazıların en azından yeniden belli bir kaliteyi yakalayacağını umut ediyorum.

Eh yılbaşı diyordum, hep bir kayıt alma sevdam var, galiba günlük tutmadığım/tutamadığım için. Bu yılbaşında şehir dışındaydım, yakın bir arkadaşımla Bodrum’a gittik, eh bol bol içme, eğlenme, dağıtma fırsatım olmuş oldu, hiç yoktan her gün gördüğüm beton/şehir/gürültü/eeh yeter ambiyansından kurtulup adam gibi bir manzaraya kavuştum ki bu bile büyük ayrıcalık, kendimi de şımartmış oldum biraz, yapmasaydım 2012’nin sonu gelmezdi diyeyim. 2011 için kendime verimlilik, mutluluk, insan ilişkileri, akademik kariyer ve $$$ istemişim, eh valla hayatta ne alabileceksem istemişim yani, bunlardan akademik kariyerin başlangıcını atabildim, en azından şimdi bir lisans öğrencisiyim, verimliliği sağlayamadım o kadar zirâ tembelim, doğruya doğru. İnsan ilişkilerim sürekli büyüyen ama anlamlı bir bütünlük arz etmeyen geniş sosyal çemberler haline geldi, bu iyi midir bilemiyorum artık, $$$ mi? Onun yeteri yok zaten.

Gelecek yıla da beklentilerimi sıralayayım: Daha çok $$$ (NİHAHAHA!), daha çok verimlilik (ki bu bana kalmış tabii) ve ucu bucağı belirsiz geniş sosyal çemberlerden çok, niteliğe yönelmiş sosyal çemberler istiyorum. İyi bir çocuk olacağım bunun karşılığında, Noel baba gel uygun fiyata he de şu isteklerime. >_>

Kişiselden devam edersem; Ankara’yı sevip sevmediğime cidden karar veremiyorum, bir yönden bu kadar kolay, düz olup da büyükşehir olabilmesini önemli bir artıya sayasım var, diğer yandan Anadolu şehirlerini sağdan soldan çekerek büyütünce Ankara olabiliyorsunuz gibi sanki, kesinlikle en büyük eksiği turistik olmaması, evet denizi yok (bu konuda zırlayınca deniz gelir diye düşünüyordum ama maalesef), insanlar çoğunlukla fazlasıyla evci takılıyor sanki, ya da ben henüz çözemedim buraları, olabilir. Lisansı bitirdikten sonra kalır mıyım, bilmiyorum. Ankara’da olup da görmen lazım, yapman lazım dediğiniz yerler varsa bir ses ediverin.

Özetle bu, until next time.. END OF TRANSMISSION.

Doğumgünüm! :)

Üçüncü geleneksel doğumgünü mesajım :)

Bundan iki sene önce başka bir doğumgünü mesajı yazmıştım, “acı ama 1 senede çok insan gelip geçiyor” diye, son 1 ayda daha belirgin bir şekilde hissettim bunu. Ama bir şeyi daha farkettim, bazı insanlar üzerinden seneler de geçse gelip geçmiyor, bir yerlerde sizi bulup karşınıza çıkabiliyorlar, siz onları unutmuş olsanız bile. (bunu böyle yazdım ya üstüne alınabilecek bir düzine insan var, ehm..)

Sonra 2 yıldır doğumgünlerimde 1 senede hiç bir şey değişmiyor diye şikayetlenirdim, kabul ediyorum bu sene çok şey değişti hayatımda. Bazıları o kadar hızlı değişti ki tepki gösterene kadar geç kalmıştım, bazılarına hiç anlam verecek, üzerine düşünecek fırsatım bile olmadı. Ve tabii ki her ölümlü gibi önceliklerimi saçmasapan şekilde sıralamayı unutmadım. (Mesela 2 saat sonra yemeğe gideceğim, 2 saat içinde yapılması gereken şeyler var, ben üstümü başımı bile düzeltmedim oturdum blog yazıyorum. örnek tabii.) Eskiden hayatımda hiç bilinmez yoktu sanırım, ya da ben her şeyin üzerinde çok net bir kontrolüm olduğunu düşünürdüm, şimdi o kontrolü dönem dönem kaybettiğim ve yolumu bulamadığım hissine kapıldığım oluyor. Gerçi her sıkışık durumda “aklına gelen ilk mantıklı fikri uygula ve uygulamada ısrarcı ol” yöntemi işe yarıyor tabii.

Geçen seneden bu yana neler yaptım, sanırım her günümü kafama göre takılarak geçirmişim ya. Düzenli bir şeyler düşününce aklıma gelmiyor  vallahi, ama bu sefer az yapmaktan değil çok yapmaktan, eminim. Geçen hafta Özgür Yazılım Günleri için İstanbul ‘a gittim, artık taşınmam şart =) Dünya kadar dizi,film,anime ve zibilyon yeni müzik olayına girmeyeyim, gerçi zaten fırsat oldukça 3-5 karalıyorum bir şeyler onlar üzerine. Yaşadığım ortam epey bir değişti, gerçi taşınırsam komple değişecek artık. Epey eğlendim, istediğim gibi ağız dolusu güldüm, ara sıra da biraz bir şeylerle uğraştım işte (eşşeklik budur) Gelecek doğumgünüme kadar bir Avrupa gezmek lazım aslında, değişiklik olur hem ^^ Sadece son 1 ayımda yaşadığım güzel anları düşünüyorum, 12 ile çarpıyorum: bu yıl “olmuş”!

Günlük tutayım diyorum hep ama olmuyor, kaç defa denedim yahu, unutuyorum hep günlük işini, ya da üşeniyorum yazmaya bir şekilde. Tüm altyapıyı kuruyorum ama iş yazmaya gelince kalıyor, gerçi bloguma ayda 1-2 içerik gönderen tembel ben, oturup hergün günlük yazamaz tabii.

Son bir haftadır karamsar karamsar takıldım valla, gerçi en karamsar halimin aklında çoğunlukla pembe unicornlar falan oluyor ama yine de nispeten karamsardım yani. Bence bu mesaja da bir etkisi var, şöyle bir okuyunca birinin ölümünden bahsediyormuşum gibi yazmışım be.  Öh lan. Hayat güzel :) Bakalım gelecek sene neler yazacağım buraya.

Herkese teşekkürler. ^^

Hepinizi çok seven Aranel Surion, başka bir 9 Nisan’dan bildirdi. Günün mesajı: “Keep calm and carry on” EOL.

Yazılırken çalıyorlardı: Timbaland – The Way I Are, R.I.O – Like I Love You, Martin Solveig – Hello, Drunken Monkey – Calabria

1 Ocak 2011 (:

2011’in ilk saatlerindeyiz artık. :) Bu yıl yeni yıl kutlamalarım çok acayipti, aslında sanırım “her şeyiyle kutlama yapmak” oldu bu, yalnız sonunu tam bağlayamadım. Günün ilk saatlerinden akşam 5’e kadar sevdiğim bazı arkadaşlarımla vakit geçirme (3 mekan değiştirdik diyeyim) fırsatım oldu, daha sonra bir arkadaşımla iki bira alıp konuştuk biraz, 8’den 11’e kadar yine başka bir sevdiğim arkadaşımla güzelce bir dağıttık, sonra o kafayla felsefe yapmaya çalıştık ki hatırladıkça gülüyorum. 11’den sonrayı da evde ailemle beraber geçirmek için ayrıldım, orayı pek tutturamadım ama, istediğim gibi olmadı. Tüm enerjimi harcamıştım, başım beynim dönüyordu falan, hem arkadaş hem aileyi idare etmek zor oluyor böyle günlerde. Anlatınca çok sıradanmış gibi oldu ama çok eğlenceliydi tüm bir günümü sevdiğim insanlara ayırmak.

2010 yılına girerken yazdıklarımı okudum bir de:

2010′dan neler beklediğimi de bilmiyorum, sanırım daha çok verimlilik, daha iyi bir vücut (hmm evet, bunun üzerine çalışmalıyım) ve daha iyi insan ilişkileri umabilirim, zaten her şey bu yönde gidiyor. Hmm ya da direkt, $, €, hadi olmadı TL falan bekliyorum arkadaşım. Evet herkesin beklentisi o yönde Umarım yeni yıl hepinize daha çok kaos, daha iyi ruhlar -bana değil!- ve başka daha ne istiyorsanız onu getirir. *geçen yıldan kopya çek*

Hah, unutmadan, gelecek yıldan, hatta yarın saat 7den bir beklentim var: Steam! Lütfen. Adam ol. Modern Warfare 2 istiyorum, 30 dolara. Bir de Nokia, Maemo 5 için firmware updateini çıkartsın istiyorum. Ayrıca Ekin de ebayden aparatları getirsin, hatta gidip yerinden alsın *ohaha* istiyorum. kthxbye.

Daha çok verimliliği biraz biraz sağladım, daha iyi bir vücudum var ama tamamlayabilmiş değilim, daha açıkçası aklımda Arnold Schwarzenegger (soyadını Google’dan kopyaladım) ile güreş tutmak var olduğundan tatmin olamıyorum ufak gelişmelerle. Sanırım en çok kazandığım şey iyi insan ilişkileri oldu, iyi ki bunu dilemişim. Diğer küçük isteklerim de bir şekilde karşılandı aslında; Steam Modern Warfare 2’yi mantıklı bir sürede düşürmedi ama alterIW sağolsun biz bol bol oynuyoruz, Nokia Maemo 5 için 1.3’e kadar firmware çıkardı falan. EBay’den ne istediğimi hatırlayamıyorum ama.

2011’den kendime; daha çok verimlilik (yetmez ama evet!), daha iyi insan ilişkileri, bi’ zahmet akademik kariyer ve mutluluk istiyorum, tabii bir de $$$ (asdasd), umarım yeni yıl hepinize iyi davranır.

Hayatınızdaki en değerli şey gerçekten de zaman, anı yaşamayı, tadını çıkartmayı unutmayın, olabildiğince sevmediğiniz angaryaları yapmayın, 3-5 fazla kazanmak için zevklerinizden ödün vermeyin. Cesur olun, risk almadan kazanamazsınız, üstelik işin eğlencesi orada. Yaptığınız şeyler için asla pişman olmayın, ama yapmak için güç bulamadıklarınızı hep aklınızın bir kenarına yazın ve yapmaya çalışın. Kısıtlı zamanı iyi değerlendirin. Ya da kısaca, mutlu olun, mutlu edin, insanlar sizi onlara getirdiğiniz iyi enerjiyle, ortaklarınız sizi her zaman karşılıklı kazançla hatırlasın. Bunları deneyimlerle sabitlenmiş birer “protip” olarak görün, ama kendinizinkileri de yaratın. Ayrıca, kendinize çok güvenmiyorsanız 35lik vodkayı 5 dakikada içip üzerine bira içmeyin, adamı mahvediyor.

Benden bu yıllık bu kadar :) Buradan blogumu ya da Twitter’ımı okuyan,  ya da okumayan ama iyi çocuk olan, tanıdığım, tanımadığım herkese mutlu yıllar diliyorum.

MeeGo Türkiye’de de yeni yıl kutlama mesajımı unutmadım tabii ki, o da şurada: Mutlu Yıllar! @ MeegoTürkiye.org

BONUS: http://www.youtube.com/watch?v=gBxdy-6ltt8

Blogum 3 yaşında!

Adettendir, blog her yeni yaşına girdiğinde bir özet geçerim 1 yıllık rapor niyetine. Olmuş 3 yıl, Arşiv üzerinden takip edince sanki çok bir şey olmamış, dün başlamışım gibi hissettiriyor, ancak böyle hatırlıyorum blogumun nereden nereye geldiğini. Bu 3 yılda blogumda hemen her konuda bir şeyler için kaynak oluşturmuş oldum, ağırlık tabii ki GNU/Linux, hatta bu sene yoğunlukla Maemo oldu, içime sinmeyen şeyler de var (Kişisel hiç bir şey yazmıyor olmam, Makaleler’i boşlamam gibi) ama hep diyorum zaman ve efor satın alınamayacak kadar değerli şeyler ve kafamı yaptığım şeylerden kaldırıp burayla daha fazla ilgilenebilmeyi istiyorum aslında. Geleyim istatistiklere:

  • 147529 Ziyaretçi (2008: 26889 2009: 56855 , Bu yıl: 63785 ) 366170 sayfa gösterimi (2008: 58335 2009: 140878 Bu yıl: 155957) yapmış. Yani bu yıl da bir çok gencimizi zehirlemişiz. İstatistik aparatının uzun süre kapalı kalması yüzünden bu yılın istatistikleri pek net değil, bunlar kayıtlara geçmiş olanlar ve bu haliyle de gayet iyi görünüyor.
  • En çok bloguma ulaştıran Google kelimeleri: ahmet, Body, linux, anarşizm, n900 türkçe, 24proxy youtube, bios şifresi, 1 mayıs, maemo 5, aranel surion. Ahmet’in sevenleri çok onu anladım ben, her sene o kelime işgal ediyor birinciliği. Maemo 5 ile olan ilişkim ve turkish-l10n paketinin de etkisiyle kelimeler değişmiş. Kendi adımla aranıp bulunmak da hoşuma gitti. Geçen sene olup bu sene olmayan kelimeler: bodypainting, fenerbahçem, aranel, body painting, N96.
  • 55 etikette (2008: 27 2009:  22 Bu yıl: 6), 6 kategoride, 257 yazıya (2008: 151 2009:  70 Bu yıl: 36) 723 yorum (2008: 75 2009: 217 Bu yıl: 431) gelmiş. Ziyaret sayısında mantıklı bir artış varken yorum sayısının 2 kat artması hoş bir durum, yorumların bir çoğu Maemo ile ilgili şeyler, destek için meegoturkiye.org’u açtıktan sonra bu yorumların çoğu kesildiği için gelecek sene bu kadar yorum almayacağımı tahmin ediyorum. “Objektife Takılanlar” ‘ın Kişisel Bölge ile birleştirilmesi üzerine kategori sayısı bir azalmış, boş duruyordu daha iyi oldu böyle.
  • Sırasıyla, en çok yorum alan yazılar: Turkish Localization (turkish-l10n) 0.1 – Maemo 5 (114), Nokia N900 İncelemesi (82), Kırılmadık BIOS Şifresi Bırakmayın! (79), Maemo 5 (N900) artık Türkçe! (77), Maemo, Moblin ve MeeGo (23), Regnum Online ! (16). Maemo işgal etmiş yorumları tabii ki. Blogumun her daim en çok yorum alan yazısı olacağını sandığım BIOS şifresi yazım aldığı 30 yeni yoruma rağmen üçüncülüğe düşmüş.
  • 2009 – 2010 arasında epey bir altyapı çalışması yapacak fırsatım olmuş. Yorum düzenlemesi, Yeni Arşiv, Yeni Paylaşım seçenekleri, Yeni Benzer Yazılar sistemi, Kod Renklendirme, Yan menüde Arşiv yenilenmesi, “Ne kodluyorum?” aparatı, Yeni 404/Projeler sayfaları ve bir sürü kozmetik/minor değişiklik yaptım, blogun bu 1 senede oldukça geliştiği söylenebilir. Tam liste Değişiklikler sayfasında mevcut.
  • Bloguma 2 yeni komşu servis (projeler.aranelsurion.org ve svn.aranelsurion.org) geldi. Henüz çook yeniler ama şimdiden iş görecek hale getirdim onları.

Bu yazının şarkısı: The Cardigans’dan My Favourite Game. Klibiyle beraber dinlenmeli, yoksa istenilen etkiyi yaratmayacaktır. Araba kullanırken dinlemeseniz iyi olur. :P

Doğumgünüm :)

Portal cake

Doğumgünü girdilerimin vazgeçilmezi, gülen smiley ve Portal resmini kondurduğumuza göre, başlayabiliriz, ehe: *gelenekselleşti*

Doğumgünü mesajlarını son ana bırakma fantezim var sanırım. Neredeyse doğumgünü biter, hediyeler alınır verilir, “iyikidoodunlar” yapılır, teşekkürler edilir falan, sonra PCmin başına otururum.. Aaa, geç kalmışım, yine. Aceleyle bir şeyler karalanır sonra tabii. Geçen sene’nin 9 Nisanından bu güne hiç bir şey olmamış gibi hissediyorum, ne acayip. 2 senedir de aynı his üstelik. Oysa bir sürü şey olduğuna yemin edebilirim! Maemo’ya kavuştum, türkçeye çevirdim, gönüllü projesini açtım, dünya kadar film izledim, zibilyon tane albüm çıktı. Hayatım ya çok hızlı, ya çok yavaş. Ben bunlar olurken orada değilmişim gibi sanki. Hmm düşündüm bak şimdi, çogzel bir yaz tatili yapmışım. Dediydim ben geçen sene “koşucam tatil mekanlarına” diye, di’ mi? Sonra bayaa bi gezip tozmuşluğum oldu, kendime verdiğim bir “ekstra 2 dil öğren > 4 dile hakim ol > profit!” sözü vardı, onu tutmadım ama daha. Sonra bissürü bi’ şeyler daha yaptık ya.. Neydi o şeyler hatırlamıyorum da, iyiydi iyi..

Günlük tutmalı mıydım diye soruyorum bazen. Blog gibi değil tabii, daha bir kişisel, “tüm bi sene ne yaptım lan ben!?” anlarında hatırlatsın diye. 2010-2011 “Doğumgünüm, meh..” yazısından öncelikli dileğim bana Sonisphere getirsin. O olmadı tatil istiyorum yine böyle. Bir de, adam gibi doğumgünü yazısı yazayım istiyorum ben. Nereden girip nereden çıktığım belli olsun, hani Türkçe dersi geyiği, “giriş gelişme sonuç” yapayım mesela.

Daha da batırmadan; (30-40 saattir uykusuzum, biliyor musun?) Aranel Surion, yanında olan tüm arkadaşlarına teşekkür eder, hepinizi sevgiyle kucaklar. Her zaman destekleyici olan ve arkasında duran, muhtemelen bu blogu okuyamayacak-Internet’le aralarından su sızmaz diyeyim- aileme teşekkürü eksik etmemek de lazım tabii. Sonracıma.. Ne bileyim ya, sevin birbirinizi. Hmm, yılbaşlarında ve doğumgünlerinde Boxxy’den bile *izlemediysen izle onu bak..* şeker oluyorum lan ben. Alala..

PS: Bu yazı 30 saatin üstünde uptime ile yazılmıştır, “Bir yaş daha yaşlandım” muhabbetinden özellikle kaçınılmış olup, baştan sona kesinlikle okunmamıştır, okuyacak derman kalmadı bende bu gün. Yazıda yanlışlar varsa, onu hatalarıyla sevin, yok batırmışsam, daha da iyi, Twitter’a malzeme çıktı işte. Bir de, Boxxy ne sevimli yaa. Ne tatlı yaa. Böyle bir insan değilim ben, böylesini de görmedim, süper. Arkaplan şarkısı: Rammstein – Sonne ve Engel. (Yazının geneliyle hiç bir alakası olmayışına dikkat),

PS #2: Bu sefer amma uzun yazmışım, bu ne oolum? İnsan okuyacak bunu insan. tl;dr :P

2010 – Mutlu Yıllar..

2010 Happy New Year

2010’a saatler kaldı. Tam bir sene önce burada 2009 ile ilgili bir şeyler yazmıştım ve şimdi okuyunca baya saçmaladığımı farkettim o gece. 2009’da neler oldu dediğimde kendime, belki de aldığım cevaplardan tam olarak emin olamadığım tek yıl bu oldu. Telefonumu yenilemek, kendimi şımartmak, para kazanmak ve aile/arkadaş ilişkilerimi toplamak gibi bir kaç şeyin dışında aslında çok fazla bir şey yaşanmamış gibi geliyor bu yıl, bir hızla geçti gitti, hiç anlamadım. Belki de blogumda daha fazla yazsaydım takip etme şansım olurdu, zirâ günlük tutan biri de değilim. Belki de önceki yılların aksine ilk defa bu yıl sürekli bir şeyleri oturtmak yerine sadece üstüne inşa etmiş oldum. Bir sonraki yılımın daha verimli geçmesini diliyorum, sadece kendimi şımartarak değil :)

2010’dan neler beklediğimi de bilmiyorum, sanırım daha çok verimlilik, daha iyi bir vücut (hmm evet, bunun üzerine çalışmalıyım) ve daha iyi insan ilişkileri umabilirim, zaten her şey bu yönde gidiyor. Hmm ya da direkt, $, €, hadi olmadı TL falan bekliyorum arkadaşım. Evet herkesin beklentisi o yönde :P Umarım yeni yıl hepinize daha çok kaos, daha iyi ruhlar -bana değil!- ve başka daha ne istiyorsanız onu getirir. *geçen yıldan kopya çek*

Hah, unutmadan, gelecek yıldan, hatta yarın saat 7den bir beklentim var: Steam! Lütfen. Adam ol. Modern Warfare 2 istiyorum, 30 dolara. Bir de Nokia, Maemo 5 için firmware updateini çıkartsın istiyorum. Ayrıca Ekin de ebayden aparatları getirsin, hatta gidip yerinden alsın *ohaha* istiyorum. kthxbye.

Blogumu okuyan, Twitterdan takip eden, MSNden selam veren, ya da bir şekilde iyi hatırladığım herkesin yeni yılı umarım mutlu geçer, diğerleri.. en iyisi ölün siz.

PS: 2010’da neler olacak gibisinden, şuraya: http://en.wikipedia.org/wiki/2010 . Bir de twitter trendleri var, katılabilirsiniz dilerseniz: #10YearsAgo #2010wish #in2010

Blogum 2 yaşında!

2 sene önce, bir şekilde bu blogu açtım ve nasıl olduysa birkaç aydan fazla yaşayabildi :) Bu sırada gerek kişisel alanda, gerek başta GNU/Linux olmak üzere Bilişim mevzularında bir şeyler karaladım, gönül isterdi ki sonsuz vaktim olsun, daha detaylı içerik geliştirebileyim, ama yine de bir şeyler başarmışım. 2 senede öfkelendiğim, üzüldüğüm, sevindiğim, paylaşmak istediğim içerikleri olabildiğince bloga girdim, öyle ki average joe kullanıcı kitlesi için arşivdeki yazıların oldukça işe yarayacağını sanıyorum. Bütün bunların yanında, benim anlık düşüncelerim ve ilgimi çeken şeyler için(bu yüzden  “Objektife Takılanlar” ı “Kişisel Bölge” ile birleştirmeyi bile düşünüyorum) Twitter‘ıma, müzikle ilgili olarak Last.FM profilime ulaşabilirsiniz, ve hayır, Facebook’um olmayacak :) Geçen 2 yılda blogda neler olmuş:

  • 83744 (Bu yıl 56855) ziyaretçi, 199213 (Bu yıl 140878) sayfa gösteriminde bulunmuş. İyi haber, bu yıl ziyaretçi sayısı hem artmış, hem de istek yapan ziyaretçiler çok daha fazla sayfayı gezmişler. Demek ki eski Google’dan vurkaç yapan kitle azalmış biraz.
  • En çok bloguma ulaştıran Google kelimeleri: ahmet, body, linux, bodypainting, fenerbahçem, anarşizm, aranel, body painting, N96, bios şifresi. Ahmet her kimse sevgilerimi iletiyorum kendisine. En azından bu sene youporn yok keywordlerde :)
  • En çok kullanılan tarayıcılar: Internet Explorer 45.8%, Mozilla Firefox 22.3% , Opera 2.9%. Gerisi Netscape’den tut Symbian’a kadar gidiyor. En çok kullanılan işletim sistemi MS Windows.
  • 49 (Bu yıl 22) Etikette, 7 kategoride, 221 (Bu yıl 70) yazıya 292 (Bu yıl 217) yorum yapılmış. Çok daha az yazıp çok daha fazla yorum almam blogun nicelik değil niteliğe yöneldiğini mi, yoksa benim tembelliğimi mi gösterir emin değilim.
  • Sırasıyla, en çok yorum alan yazılar: Kırılmadık BIOS Şifresi Bırakmayın! (49) , Regnum Online ! (16), Bilim ve İnanç (15), YouTUBE’e web proxyler üzerinden bağlanmak (12), Logitech G15 Bulmak.. (11).
  • 2008 – 2009 arasında, etiket bulutum değişmiş, Ne Yapıyorum / Ne Dinliyorum bölümleri, yeni Arşiv/Sitemap, otomatik boyutlandırma,favicon, güncellenmiş permalink ve 404 sayfasının yanında daha bir çok tasarım değişikliği yaptım. Değişiklikler sayfasında tam liste bulunabilir.
  • Pagerank değerim 4‘e yükselmiş, bu PR değerlerini bozdurup paraya çevirebilsem çok güzel olacak bak.

Not: Evet 10 gün kadar bir gecikme olmuş, çaktırmayın :)

Doğumgünüm! :)

Resim :: The Cake

Bir yaş daha geldi geçti, bu yıl neler oldu diye sordum kendime, hmm hiç bir şey olmamış. Tamam hiç bir şey demiyorum, bir şeyler oldu tabii. Yeni insanlarla tanıştım, 1 yılda bir sürü insanı unuttum, evet acı ama 1 senede çok kişi gelip geçiyor. Teknolojide bir sürü gelişme oldu o arada, onları buraya yazmamın bir anlamı yok. Biraz daha iş güce gömüldüm, zamanım daraldı, zaman daraldıkça ben de daraldım. Bu yaz “Özgürlüüüğğğkk!” diye bağırarak koşacağım tatil mekanlarına, o kadar.

Aslında bir şey daha oldu. Eski bir arkadaşım mesaj attı bu gün, pek beklemediğim biri. Şaşırdım falan, acayip şeyler. Gerçi onca zamandan sonra çok da sallamadım başta ama sonra dedim “geçmişte bazı yanlışlarım oldu” diye, ama butonu yokmuş.  Önümüzdeki senelere bakıyoruz artık.

Unutmadan, RLdeki arkadaşlarımın hangileri bu blogu ne sıklıkla okuyor bilmediğimden atıfta bulunmayacağım ama, bu blogu okuduklarını bildiğim rohanrhu (Oğuzhan) , Oytun, wincih ve diğer-diğer dedim basın küfrü bana, ehehe- arkadaşlara da MSN üzerinden Linux ve bilişim üzerine muhabbetlerini esirgemedikleri için teşekkürler. Böyle “dolu” insanlar çok bulunmuyor.

Hepinize sevgiler, (Optimizm akıyor her yanımdan, dur bakalım kaç gün gider böyle)

PS: RSSinde bir anda belirenler şaşırmasın, 1 saatcik geriye aldım da girdiyi :)